Dini

Dini

 

Din blogları, dinler, islami ve dini bilgiler içeren paylaşımlı dini bloglar.

  • Ailen söz konusu olunca bir başka ağlarsın..
    by EhiL on 21/05/2019 at 07:41

    Sevince  başka yanarsın.. İnsan  ailesi için bir başka yanıyor yüreği, her ne kadar olup olmadık şeye kırılıp surat assak ta bir şeylere kızıp omuz silkeleyip, umursamaz görünsekte içimize onların üzüntüsü halinde bir kor ateş düşer içimize. İster bu duyguya kan bağının etkisi diyin, ister  sevgi, yada vefa ve bir şeyin dürtüsü diyin fark etmez ama […]

  • Aşkımızın İmzası…
    by Halid on 04/04/2019 at 20:17

    Al başını omzumdan , sol yanıma bırak,  Zaman dursun, aşkı yazalım dolandırarak.. Hiç olalım birlikte, Umudumuz yazılsın kaderimize, Bize göre değil bizsizlik.. Yakışmaz tek hecede benlik, Gördüklerimiz edebimizdir dimdik.. Attığımız adımları inkar etmedik Sevmek bu kadar mı yakışır yaşayana, Ad olur her konuya, Beraber yaşlanalım, tek imzada, Tek bedende nefes alıp verip, Duyuralım sesimizi ölesiye…. […]

  • Ben Allah’tan Neden Korkmuyorum
    by EhiL on 29/04/2019 at 00:08

    Telefon çaldı, telefondan gelen seste ben neden Allah’tan korkmuyorum diyordu.. İlkin anlayamadım ne dediğini, Allah tan korkmak mı.! Bir tebessüm belirdi yüzümde ne demek istediğini anlamış olsam da iyice anlamak için sakin davrandım. Canım nasılsın ilk onu söyle bakalım dedim, Arayan 12 yaşındaki yiyenim di. Bu gün öğretmen bir şey anlattı, Allah tan korkmamız gerektiğini. […]

  • Camideki Çocukluğum…..
    by Halid on 02/04/2019 at 18:07

    Rahmetli babam abdest alırken bende yanında ona bakarken, beni de yanına çağırdı, abdest almayı anlattı o yeni öğrendiğim durum hakkında farklı bir heyecana kavuşmuştum.. Elleriyle güzelce abdest aldırırken neşe dolmuştum.. Üzerimdeki elbiseleri değiştirdi ve gideceğimiz yere hazırlık yapıyorduk elinden tutmamıştım başına çıkardı beni çok mutlu oluyordum o zaman :)) Cami ye girdik ve dizinin yanında […]

  • Gözlerimdeki Sır
    by Halid on 05/04/2019 at 18:18

    Yorgunum; Umudumun yerini kapladı kalın bir zemin örtüsü gibi ; sahte bataklık vaatler Yalan dünyada en mutlu olduğum anlar , gözlerimin kapalı olduğu ; yalnızlıklarım…. Hz. Muhammed sav, ölüm döşeğinde olan bir genci ziyaret etti ve ona “Kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. O da “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi, ben Allah’ın rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan […]

  • Ateizm Ne Değildir?
    by admin on 03/05/2015 at 23:06

    Bunca yıldır Ateistforum’da ve Ateizm.org’da ateizmi anlatır dururuz. Buna rağmen, gerek toplumda, gerekse Ateistforum ziyaretçileri arasında -ki bu ziyaretçiler sözde konuya ilgi duyan ve meseleyi araştırmış olması gereken kişilerdir-, ateizmin tam olarak ne olduğunun ve ne olmadığının anlaşılmadığını, netleşmediğini görüyoruz. Belki de ateizmin ne olduğundan çok, biraz da ne olmadığına değinmemiz gerek. Yanlış anlamaların ve […] The post Ateizm Ne Değildir? appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • Ateistlere Sıkça Sorulan Sorular
    by admin on 03/05/2015 at 23:05

    Ateistlere Sıkça Sorulan Sorular Ateizm nedir?   Ateizm, Tanrı inancının ve bununla bağlantılı teist inançların reddidir. Ateist, teizmin Tanrı’sının varlığının gösterilemeyeceğini, dolayısıyla tüm dayanaksız iddialar gibi temel ve varsayılan tavır olarak reddedilmesi gerektiğini düşünüyor da olabilir, böyle bir Tanrı’nın varolmadığının gösterilebileceğini düşünüyor da olabilir. Gerekçesi ne olursa olsun, kişi eğer teist Tanrı’nın varolduğu fikrini reddediyorsa, […] The post Ateistlere Sıkça Sorulan Sorular appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • Düşündürücü Sözler
    by admin on 03/05/2015 at 23:03

    “Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.” Carl Sagan   “Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.” Anatole France   “Bazı insanlar vardır, eğer bir şeyi zaten bilmiyorlarsa, onlara anlatamazsınız.” Louis Armstrong     “Gözler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu şeyleri görür.” Henry Bergson   “Aptalca sorular sorun. Eğer sormazsanız, aptal […] The post Düşündürücü Sözler appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • TEOLOJİK AKLIN ELEŞTİRİSİ
    by admin on 03/05/2015 at 23:02

    On sekizinci yüzyıl İngiliz Teologu William Paley’in, dönemini çok etkilemiş ve günümüzde de sıklıkla başvurulan bir tezi mevcut: ” Doğada yürürken bir saat bulursanız bu saatin kendi kendine oluştuğunu düşünmezsiniz. Tasarımcısının olduğunu bilirsiniz. Çünkü işleyişinde bir düzen vardır. Doğal işleyişte de bir düzen olduğuna göre evrenin de bir tasarımcısı olması gerekir. “ Tezin kendisi bu. […] The post TEOLOJİK AKLIN ELEŞTİRİSİ appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • EVRİMSEL AHLAK
    by admin on 03/05/2015 at 23:00

    İnsan, herhangi bir başka primattan çok da farklı olmayan, bir başka türdür sadece. Çok övündüğümüz beynimiz kat kat yapıdadır (mecazi değil, fiziksel olarak); en altta bulunan, ve yüz milyonlarca yıl önceki atalarımızdan (sürüngenler) miras aldığımız (ve aynen koruduğumuz) sürüngen beynimiz; çok sosyal, insani, manevi bilmemne zannettiğimiz hareket, ilişki, davranışlarımızın neredeyse tamamını doğrudan etkiler. Yeni bulunduğumuz […] The post EVRİMSEL AHLAK appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • Abdestsiz namaz kılmak
    on 03/03/2019 at 21:00

    Sual: Abdestsiz namaz kılınır mı? CEVAP Elbette kılınmaz. Abdest, namazın şartlarındandır. Abdestin farzları, sünnetleri, edepleri ve yasak olan şeyleri vardır. Abdestsiz olduğunu bilerek, zaruretsiz namaz kılan kâfir olur. Abdesti yok sanmak Sual: Abdestim yok zannı fazla olmasına rağmen yine de namaz kıldım. Daha sonra abdestimin olduğunu kesin olarak hatırladım. Abdestli olarak kıldığım bu namaz sahih oldu mu? CEVAP Abdestsiz olduğunu sanarak namaz kılıp, sonra abdestinin olduğunu hatırlayanın namazını tekrar kılması gerekir. Kıbleyi tespit etmeden, vaktin girdiğini bilmeden de, namaza durulmaz. Abdestsiz kıldığını hatırlayan Sual: Öğleyi kıldıktan sonra abdestsiz olduğumu hatırladım. Yeniden kılmam gerekir mi? CEVAP Evet, yeniden kılmak gerekir. Namaz vakti çıktıktan sonra hatırlayan da, kaza eder. Abdestli olduğunu zannederek, abdestsiz kılınan namaz sahih olmaz; fakat niyetine karşılık çok sevab verilir. Temiz zannederek necis su ile abdest alıp kılınan namazın şartı noksan olduğu için sahih olmaz ise de, niyet ettiği için sevab verilir. Şartlarına uygun olduğu için sahih olan bir namaz, riya ile, gösteriş için kılınırsa, sevab hâsıl olmaz. (Eşbah) Sual: S. Ebediyye kitabında anlayamadığım yerleri, maddeler halinde bildiriyorum: 1- Mâlikî’yi taklit anlatılırken, (Yıkamadık yer kaldığını bir ay sonra bile hatırlayınca, yalnız orayı hemen yıkar. Hemen yıkamazsa, guslü bâtıl olur) deniyor. Peki hemen yıkarsa, abdesti ve guslü sahih olduğu gibi, bir ay boyu kıldığı namazlar da mı sahih oluyor? CEVAP Evet. Hemen yıkamazsa, Mâlikî’de abdesti ve guslü bâtıl olacağı için, bu abdest veya gusülle kılacağı namazlar sahih olmaz, ama bilmeden kıldığı namazlar sahih olur. 2- (İmam, unutarak abdestsiz kıldırmışsa, namazdan sonra hatırlarsa, o cemaatten ulaşabildiklerine haber verir. Haber alan iade eder, alamayan affolur. Bir kavilde de imamın cemaate haber vermesi lâzım değildir) deniyor. Haber vermediklerinin, abdestsiz imamla kıldıkları namaz nasıl sahih oluyor? CEVAP Kasıt olmadığı için sahih oluyor. 3- (İki elinin ve iki ayağının yıkaması farz olan yerleri kesik olanın, yüzü de yaraysa, teyemmüm edemeyeceğinden abdestsiz kılar ve namazı iade etmez) deniyor. Abdestsiz kılmak yerine, hiç kılmasa ne fark eder? CEVAP Namaz kılmaz diyen âlimler de olmuşsa da, kılabilenin kılması lazımdır. 4- (Teyemmüm ederek namaz kıldıktan sonra suyu gören kimse namazını iade etmez) deniyor. Su geldiğine göre, mazereti kalmıyor, abdest alıp niye namazı iade etmiyor? CEVAP O an su bulunmadığı için, dinî bir mazeretle teyemmüm edilerek namaz kılınmış oluyor. Dinimizin bildirdiği sebeplerle kılındığı için tekrar kılınması gerekmiyor. 5- (Elbisenin veya vücudun bir yerine necaset gelse, bu yeri bulamasa, zannettiği yeri yıkasa temiz olur. Namazdan sonra necis yer meydana çıksa, namazı iade etmez) deniyor. Yanlış yerin yıkandığı meydana çıkıp, necis yer belli olduğuna göre, necasetle kılınan namazı niye iade etmiyor? CEVAP Dinimizin bir kaidesidir bu. Niye böyle kural kondu denmez. Kasten necis elbiseyle namaz kılmıyor. Necaseti temizlediğini zannederek kılıyor. Bu hareketi, namazın iade edilmesini gerektirmiyor. 6- (Elbisesinde necaset olup da bilmese namaz sahih olur. Necaseti namazdan sonra görse, kaza etmek lâzım gelmez) deniyor. Necaseti gördüğü halde, namazı niye kaza etmiyor? CEVAP Resulullah efendimiz, namaz içinde nalınını çıkarıp, (Cebrail aleyhisselam, nalının kirli olduğunu haber verdi) buyurdu ve namazı kaza etmedi. Bunu esas alan müctehid âlimler, namazı kaza etmek gerekmediğini bildirdiler. 7- (Kıbleyi araştırır, karar verdiği cihete doğru kılar. Sonradan, yanlış olduğunu anlarsa, namazı iade etmez) deniyor. Kıbleye karşı namaz kılmak farz olduğuna göre, farz terk edilerek kılınan namaz niye iade edilmiyor? CEVAP Kıbleyi araştırmakla, dinin emrine uyulmuş oluyor. Dinin emrine uyulunca, kıbleden başka yöne doğru da kılınmış olsa, namaz sahih oluyor. 8- (Gerekli araştırmayı yaptıktan sonra, Müslüman diye zekât verdiği kimse kâfir çıksa veya fakir sanarak zekât verdiği kimse, zengin çıksa bunlara verilen zekâtı iade etmez) deniyor. Zengine ve kâfire verilen zekât nasıl caiz oluyor? CEVAP Gerekli araştırmayı yapıyor. Fakir ve Müslüman olduğuna kanaat getirdikten sonra zekât veriyor. Araştırma yapması, onu tekrar zekât vermekten kurtarıyor. Bunun gibi, Tergib-üs-salât kitabında, (İmam, gayrimüslim olduğunu söylerse, arkasında yıllarca kılınan namazları kaza etmek gerekmez) deniyor, çünkü dinimiz zahire bakıyor. Kalblerdekini yalnız Allahü teâlâ bilir. Adamın gayrimüslim olduğunu niye bilemedin diye sorguya çekmiyor. Sual: Namazını kıldıktan sonra, abdestinin olmadığını anlayan bir kimse, vakit çıkmadan abdest alıp bu namazı kılsa, kaza mı etmiş olur? Cevap: Herhangi bir sebepten dolayı bozulan bir namazı vakti içinde tekrar kılmaya İade etmek denir. Vaktinde kılınamayan ve vaktinden sonra kılınan namaza ise, o namazı Kaza etmek denir. Farzı, kaza etmek farzdır. Vacibi kaza etmek ve fasit olan, bozulan sünnet ve nafile namazları iade etmek vaciptir. Vaktinde kılınmayan sünneti kaza etmek emir olunmadı. Bir kimse, bu sünneti kaza ederse, kıldığı namaz, nafile olur ve sünnet sevabına kavuşmaz. […]

  • Ahlak ilmini öğrenmek ve güzel ahlak
    on 03/03/2019 at 21:00

    Sual: Dinin emir ve yasaklarını öğrenmek lazım olduğu gibi, iyi ve kötü huyları da öğrenmek ve hayatımıza geçirmek, dinin emri midir? Cevap: Konu ile alakalı olarak Kimyâ-i se'âdet kitabında deniyor ki: “Kalbe ait bilgileri, yani ahlak ilmini öğrenmek, her Müslüman erkek ve kadına farz-ı ayndır. Mesela Hıkd yani kin bağlamak, Haset başkasında bulunan nimetin onda olmayıp, kendinde olmasını istemek, Kibir kendini büyük bilmek, üstün görmek, Suizan etmek iyi insanı fena, kötü bilmek gibi şeylerin haram olduğunu öğrenmek, her mümine farz-ı ayndır. Bir kimsede bulunan nimetin, onda olduğu gibi, kendisinde de olmasını istemek haset değildir, buna Gıpta etmek, imrenmek denir ki sevaptır. Kibirli olana karşı kendini büyük göstermek, kibir olmaz, sadaka vermek gibi sevap olur.” Görülüyor ki, imanı, yani Ehl-i sünnet itikadını kısaca öğrendikten sonra, iyi ve kötü huyları öğrenmek de, farz-ı ayndır, her Müslümanın öğrenmesi lazımdır. Abdesti, guslü, namazı, orucu ve haramları da, her Müslümanın öğrenmesi farz-ı ayndır. Cenaze namazını, ölüye hizmeti, sanat ve ticaret bilgilerini, bugünün silahlarını yapmak ve kullanmak için, fen bilgilerini iyi öğrenmek farz-ı kifâyedir. Yani lazım olan kimselerin öğrenmesi farz olup, başkalarına farz olmaz. Fakat, lüzumu kadar kimse öğrenmezse, bütün Müslümanlar, büyük günaha girer. Doktor olacak kimsenin lise ve tıp fakültesinde okuması farz olup, mühendis olacak kimsenin tıp fakültesinde okuması farz değildir. İbni Âbidîn hazretleri, Dürr-ül-muhtâr şerhinde diyor ki: Ulûm-i nakliyyeden yani din bilgilerinden kendine lazım olanları öğrenmek farz-ı ayndır. Bundan fazlasını öğrenmek ve ulûm-i akliyyeden faydalı olanları öğrenmek farz-ı kifâyedir. Bir âyet ezberlemek, herkese farz-ı ayndır. Fatihayı ve üç âyet veya bir kısa sûre ezberlemek vaciptir. Kur’ân-ı kerimin hepsini ezberlemek farz-ı kifâyedir. Kendine lazım olmayan fıkıh bilgilerini öğrenmek, hafız olmaktan daha iyidir. Başkalarına öğretmek için ilim öğrenmek, kendi işlemesi için öğrenmekten daha sevaptır.” Sekiz ana kötü huy Sual: Din kitaplarında, iyi ve güzel huyların yanı sıra kötü huylardan da bahsedilmektedir. Bu kötü huyların esası, temeli nelerdir? Cevap: Bu konu, İslâm Ahlâkı kitabında şöyle açıklanmaktadır: “Dört esas iyi huya karşılık, sekiz ana kötü huy olur ki bunlar: 1- Cerbeze olup, hikmetin aşırı olmasına denir. Ahlakı ve işleri incelemek, anlamak kuvvetini, lüzumsuz yerlerde kullanmaktır. Hile yapmak, aldatmak, haram işleri neşretmek, yaymak gibi. Ruhun fen kuvvetini yani aklı, aşırı kullanmak cerbeze olmaz. Kötü olmaz. Din bilgilerini, fen bilgilerini ve matematiği ilerletmek için, ne kadar çok çalışır, inceler, araştırırsa, o kadar çok iyi olur. 2- Belâdet, eblehliktir. Aklı kullanmamaktır. Ahmaklık da denir. Kalın kafalılıktır. Öğrenmesi ve işlemesi, yapması kusurlu olur. İyiyi kötüden ayıramaz. 3- Tehevvürdür. Çabuk kızmak demektir. Şecaat, kahramanlık iyi huyunun aşırı olmasıdır. Akıllı tanınan kimselerin beğenmeyeceği işler yapmaya kalkışmaktır. Ruhunu veya bedenini boş yere yorar. 4- Cübndür. Korkaklık demektir. Şecaatin lüzumundan az olmasıdır. Korkmak caiz olmayan yerde korkaklık gösterir. 5- Fücûrdur. İffetin aşırı olmasıdır. Dünya lezzetlerine düşkün olur. İslâmiyetin ve aklın beğenmediği taşkınlıkları yapar. 6- İffetin az olmasıdır. Humud, yani miskinliktir. İslâmiyetin ve aklın izin verdiği arzularını bırakmaktır. Bedeni zayıflar, kuvveti gider, hasta olur, nesli tükenir. 7- Zulümdür. Adaletin sınırını aşmaktır. Başkasının hakkına tecavüz etmektir. Başkasının malına, canına, namusuna zarar verir. 8- Haysiyetsizliktir. Kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakaretleri kabul eder. Adaletin noksan olmasıdır. Adalette bütün iyilikler toplandığı gibi, zulümde de, kötülükler toplanmıştır.” Sual: İyi müslüman olmak için güzel ahlaklı olmak gerektiğini bildirdiniz. Güzel ahlaka nasıl sahip olunur? CEVAP Evet iyi bir müslüman olmak için güzel ahlaka sahip olmak, kötü ahlaktan uzak durmak gerekir. Ancak bununla dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Güzel ahlak, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. Kötü ahlak da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edepsiz olmak, kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi överken (Gerçekte sen büyük bir ahlak üzeresin) buyuruyor. (Kalem 4) İyi insan, iyi ahlaklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü huylardan kaçınmamızı emretmektedir. Güzel ahlaka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Nimete kavuşmuş olanlardan, tevazu gösterene ve kendini hep kusurlu bilene, helalden kazanıp, hayırlı yerde sarf edene, fıkıh bilgileri ile hikmeti [tasavvufu] birleştirene, helale harama dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası için yapana, huyu güzel olana, kimseye kötülük yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana müjdeler olsun.) [Taberani] Güzel sözler Ahlak hakkında İslam âlimleri buyuruyor ki: "Kötü ahlaklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur." "Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır." "Kötü ahlak, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlak, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar bile affa uğrar." "Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlakları sayesinde yükselmişlerdir." "Güzel ahlak güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir." "Güzel ahlak, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir." "Güzel ahlak, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır." "Güzel ahlak, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeye çalışmak demektir." "Güzel ahlak, Allah’tan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allah’tan bilmek, nimetlere şükür, belalara sabretmektir." "Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır." "Güzel ahlak, haramlardan kaçıp helali aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir." "Güzel ahlak, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine sabretmektir." Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Hadis-i şerifte, Allah’a ve ahiret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhari) Başkasının kötü ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlaklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alametidir. Güzel ahlak, eziyetleri sineye çekmektir. Güzel ahlaklı olmanın alameti şunlardır İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsnü zan etmek, suizandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, güler yüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır. Güzel ahlaklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayadır. Hazret-i Hızır buyurdu ki: (Güler yüzlü ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! Lüzumsuz dolaşma, boş yere gülme, hiç kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, günahların için ağla!) Büyüklerden Ebu Osman El-Hayri’yi ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman kendine (Kusura bakma, çok insan geldi seni kabul edemeyeceğiz) dediler. Az gidince tekrar çağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemeyeceklerini bildirdiler. Böyle birkaç defa çağırıp geri döndürdükten sonra (Biz seni denemek için bunu yaptık. Gerçekten güzel ahlaklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu ki: (Bu ahlak o kadar güzel midir? Bir köpeği de çağırsanız gelir, kovsanız gider.) Ahlakı güzelleştirmek Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.) [Hakim] (Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim.) [Harâiti] (Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.) [Beyheki] (Güzel ahlak, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. Kötü ahlak ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.) [İ. Hibban] (Allahü teâlâ indinde kötü ahlaktan büyük günah yoktur. Çünkü, kötü ahlaklı bir günahtan tevbe edip kurtulursa, bir başka günaha düşer. Hiçbir vakit günahtan kurtulamaz.) [İsfehani] (Bir kimse tevbe ederse, tevbesini Allahü teâlâ kabul eder. Kötü ahlaklı kimsenin tevbesi makbul olmaz. Zira bir günahtan tevbe ederse kötü ahlakı sebebiyle, daha büyük günah işler.) [Taberani] (Güzel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Beyheki] (Din, güzel ahlaktır.) [Deylemi] (Müminlerin iman yönünden en faziletlisi ahlakça en iyi olanıdır.) [Tirmizi] (Şüphesiz güzel ahlak, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.) [Harâiti] (Bir müslüman güzel ahlakı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur.) [İ. Ahmed] (Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberani] (Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) [Müslim] (Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.) [Müslim] (En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.) [Buhari] (Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.) [Tirmizi] (Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse hayvan oraya koşar.) [Ebu Davud] (Cennete götüren sebeplerin başlıcası, Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır. Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca üzülmek, bu nimetlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) [Tirmizi] (İmanı en kuvvetli kişi, ahlakı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır.) [Tirmizi] (İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberani] (İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebiddünya] (Şu üç şey bulunan kimsenin imanı kâmildir: Herkesle iyi geçinen güzel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini örten hilm.) [Nesai] (Dünyada veya ahirette özür dilemek zorunda kalacağın söz ve hareketten uzak durmaya çalış!) [Hakim] (Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan müslüman Cennete girecektir.) [Tirmizi] (Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Size gönderdiğim İslam dininden razıyım, [bu dini kabul edip, bu dinin emir ve yasaklarına riayet edenlerden razı olur, onları severim.] Bu dinin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dininizin tamam olduğunu her gün, bu ikisi ile belli ediniz!) [Taberani] (Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günahları eritir, yok eder. Sirke balı bozup yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibadetleri bozup yok eder.) [Taberani] (Hak teâlâ yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez.) [Taberani] (Yumuşak olan, kızmayan müslümanın Cehenneme girmesi haramdır.) [Tirmizi] (Yavaş, yumuşak davranmak, Allahü teâlânın kuluna verdiği büyük bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Ya’la] (Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.) [İ. Hibban] (Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü teâlâ sever.) [İsfehani] (Güler yüzle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur.) [İ.E.dünya] Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, (Kızma, sinirlenme) buyurdu. Birkaç kere sordu, hepsine de (Kızma, sinirlenme) buyurdu. (Buhari) Sual: İyi insan olmak için ne yapmak gerekir? CEVAP İyi insan olmak için kâmil yani olgun müslüman olmak gerekir. Zaten müslüman, iyi insan demektir. Allah indinde mümin çok kıymetlidir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Müminler, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allah’ın âyetleri okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler, namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden [Allah’ın razı olduğu yerlere] harcarlar.) [Enfal 2-3] (Müminler, muhakkak kurtuluşa ermiştir. Namazlarını huşu içinde kılar, boş ve lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.) [Müminun 1-8] (Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirir, verdikleri sözü bozmaz, Rablerinin rızasını isteyip sabreder ve kötülüğü iyilikle savarlar.) [Rad 20-22] ([Müminler] büyük günahlardan ve hayasızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler.) [Şura 37,38] (İnanıp hayırlı iş işleyen [mümin]lerin kötülüklerini, and olsun, örteriz, onları yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırırız.) [Ankebut 7] (Allah onların [müminlerin] kötülüklerini örter, onlara işledikleri şeylerin en güzellerinin karşılığını verir.) [Zümer 35] (Allah, inanıp emirlerini yapan müminlere mağfiret ve büyük ecir vaad etmiştir.) [Feth 29] (Elbette müminler kardeştir.) [Hucurat 10] Müminlerle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyle: (Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.) [Buhari] (Mümin akıllı, basiretli, uyanıktır. Her işte Allah’ın rızasını gözetir. Acele etmez, ilim sahibidir, haramlardan kaçar.) [Deylemi] (Mümin, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.) [Taberani] (Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.) [Buhari] (Mümin ülfet eder [iyi geçinir], ülfet etmeyen ve ülfet edilmeyende hayır yoktur.) [Beyheki] (Müminin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.) [Deylemi] (Mümin lanet etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayasız olmaz.) [Hakim] (Mümin arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir.) [Beyheki] (Mümin, yumuşaktır, hafiftir. Munis bir deve gibi boyun eğer, "Ih" denince, yer sert olsa da çöker.) [Beyheki] (Mümin sert değildir. Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir.) [Deylemi] (Mümin geçim ehlidir. Arkadaşına rahatlık verir. Münafık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.) [Dare Kutni] (Halkın elindekine göz dikmemek, müminin alametlerindendir.) [Dare Kutni] (Komşusu kötülüğünden emin olmayan, mümin olamaz.) [Buhari] (Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın.) [Harâiti] Kime dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur, dünyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir hâl üzerindesin. Bunun tersi olursa kötü haldesin!) [Beyheki] Müslümanın vasıfları nelerdir Sual: Allah’tan korkan müslümanın vasıfları nelerdir? CEVAP Allah’tan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tevbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar. Kimsenin malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiplerine, zalimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlak sahiplerine saygı gösterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir. Onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi çekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faydasız bir şey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek için ister. Riyakârlık, iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından kaçar. İşte, Allah’tan korkanlar milletine, ülkesine faydalı olur. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, inananları şöyle tarif etmektedir: (Rahim olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevazu ile yürürler. Cahiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık ve selamet sizin üzerinize olsun gibi] güzel söz söyler, [büyük bir yumuşaklık gösterirler.] Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz kılarlar.] Onlar, “yâ Rabbi, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Cehennem azabı devamlıdır ve çok şiddetlidir. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler. Bir şey verdikleri zaman, israf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allah’a şerik koşmaz, Ondan başkasına yalvarmazlar. Allah’ın dokunulmasını haram ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi öldürmez, zina etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyamette azabı kat kat olur, orada zelil ve hakir olarak ebedi bırakılır. Ancak, Allah, tevbe eden ve doğru iman eden ve ibadet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah, af ve merhamet sahibidir. Tevbe edip, amel-i salih işleyen, Allahü teâlâya [tevbesi makbul ve Onun rızasına kavuşmuş olarak] döner. Onlar yalan yere şahitlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar, [dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar.]) [Furkan 63-73] İyi huylu olmanın ve bunu muhafazanın yolu Sual: İyi huylu olmak ve bunu muhafaza edebilmek için ne yapmalı? CEVAP İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren kitapları okumamalı, böyle radyo ve TVden sakınmalıdır. İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır için arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur. Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşa! Öleceğini hiç unutma) buyuruldu. Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmak ve münakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz ilim öğrenmelidir! İlim, ibadet içindir. Kıyamette işten, ibadetten sorulur, çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibadet de ihlas elde etmek içindir. (İslam Ahlakı) Sert mizaçlı olmak Sual: Haksızlık olunca dayanamıyorum. Çok sert mizaçlıyım. Sert mizaçlı olmak dinen kusur mudur? CEVAP Sert mizaçlı olmak kusur değildir. Ancak dine aykırı olarak sertlik yapmak kusurdur. Hazret-i Ömer’in sert mizacı övülmüş, takdir edilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İki melek var, biri sert, biri yumuşak mizaçlıdır. Bunlar, Cebrail ile Mikail’dir. Peygamberlerden biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar İbrahim ile Musa’dır. Benim de iki arkadaşımdan biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar, Ebu Bekir ile Ömer’dir.) [Taberani] Kâfirlere karşı da iyi huylu olmalı Sual: İslamiyet’in güzel ahlakını göstermek için, kâfirlere karşı da iyi huylu olmak ve onları incitmemek gerekmez mi? CEVAP Müslümanların kâfirlere karşı da iyi huylu olmaları, onları incitmemeleri gerekir. Böylece İslam dininin, iyi huylu olmayı, kardeşçe yaşamayı, çalışmayı emrettiği onlara da gösterilmiş olur. Böylece iyiliği seven insanlar, seve seve müslüman olurlar. Cihad etmek farzdır. Cihadı devlet topla, silahla yapacağı gibi, soğuk harp ile, propaganda, neşriyat ile de yapar. Her müslüman da, iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihad yapar. Çünkü cihad etmek, insanları müslüman yapmaya davet etmek demektir. Görülüyor ki, kâfirlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihad etmek oluyor. Cihad ise her müslümana gücü nispetinde farzdır. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak Sual: İyi bir müslüman olmak için Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak gerekiyormuş. Bu nasıl olur? CEVAP İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Bir kimse, bir zat ile konuşunca, eğer kalbinde, dünya sevgisi azalıp, Allahü teâlâya bağlılığı artarsa, onun keramet sahibi, evliyadan bir zat olduğu anlaşılır. Eğer böyle olmazsa, o zatın istidrac gösteren bir yalancı olduğu meydana çıkar. (Evliya olmak için Allahü teâlânın ahlakı ile ahlaklanmak gerek) buyurulmuştur. Yani Allahü teâlânın sıfatlarına uygun sıfatlar, evliyada hasıl olur. Fakat bu benzerlik sadece isimdedir. Yoksa sıfatların özelliğinde beraberlik olmaz. (Allahü teâlânın ahlakı ile ahlaklanın) emrini anlatırken Hace M. Parisa hazretleri, Tahkikat kitabında buyuruyor ki: "Allahü teâlânın bir sıfatı Basirdir. Yani Allahü teâlâ her şeyi görür. Bir kimsenin kalb gözü açılır, firaset ışığı ile, kendi ayıplarını ve başkalarının iyi huylarını görürse, yani başkalarını kendinden üstün görürse ve Allahü teâlânın her an gördüğünü göz önünde bulundurarak hep Onun beğendiği şeyleri yaparsa, bu sıfatla huylanmış olur. Allahü teâlânın bir sıfatı da Mümittir. Yani öldürücü demektir. Bir kimse, sünnetler yerine yerleşmiş olan bid'atleri yok ederse, bu sıfatla sıfatlanmış olur. Bütün sıfatlar, bunlar gibidir." Cahiller, bu ahlaklanmayı başka türlü anlamış ve yoldan çıkmıştır. Evliyanın ölüleri dirilteceğini, kaybolan şeyleri bileceğini sanmışlar, günaha girmişlerdir.) [Müj. Mekt. 107] Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settardır. Yani günahları örtücüdür. Müslüman da, din kardeşinin kusurunu örtmelidir. Allahü teâlâ Kerimdir. Rahimdir. Yani lütfu, ihsanı bol ve merhameti çoktur. Müslüman da, cömert ve merhametli olmalıdır! Allahü teâlâ, Gaffardır, yani kullarının günahlarını affedicidir. Müslümanlar da birbirlerinin kusurlarını affetmelidir! Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. Allahü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur'an-ı kerimde mealen, (Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) buyuruluyor. (Araf 199) Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Affedin ki, Allahü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani] (Allah için affedeni Allahü teâlâ yükseltir, aziz eder.) [Berika] (Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Ebiddünya] (Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn] (Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu. Allahü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu.) [Harâiti] (Allahü teâlâ, merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed] (Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed] Sual: En makbul amel nedir? CEVAP Peygamber efendimiz, en makbul amelin güzel ahlak olduğunu bildirmiş, (İman yönünden müminlerin en faziletlisi, ahlakı güzel olanlardır) buyurmuştur. (Hakim) Bir kimse Peygamber efendimizden nasihat istedi. Dedi ki: - Ya Resulallah bana öğüt ver! - Nerede olursa olsun Allah’tan kork! - Yine buyur ya Resulallah! - Her kötülüğün akabinde bir iyilik yap! İyilikler günahları giderir. - Yine buyur! - Herkesle güzel geçin! (Tirmizi) Oğlu, Lokman aleyhisselama sorar: - En iyi haslet nedir? - Dindar olmaktır. - Peki babacığım, bu haslet iki olursa? - Dindarlık ve mal sahibi olmak. - Üç olursa? - Dindarlık, mal ve haya. - Dört olursa? - Dindarlık, mal, haya ve güzel ahlak. - Beş olursa? - Dindarlık, mal, haya, güzel ahlak ve cömertliktir. - Altı olursa? - Oğlum bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allahü teâlânın dostudur, şeytandan uzaktır. Kur'an-ı kerimde ise mealen buyuruluyor ki: (Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır.) [Hücurat 13] Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, onun için güzel huyu, iyi bir asalettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Güzel huy gibi asalet, tedbirli olmak gibi akıllılık olmaz.) [İbni Mace] Güzel huylu kimse, insanların takdirini kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim] Sual: Güzel ahlaka sahip olmak için ne yapmak gerekir? CEVAP Güzel ahlaka sahip olmak için iyi ve kötü huyları bilmek gerekir. Ayrıca kendi kötü huylarını teşhis etmek gerekir. Bu teşhisi kendi yapar. Yahut bir âlimin, rehberin bildirmesi ile anlar. İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sadık olan dost onu tehlikelerden, korkulardan koruyan kimsedir. Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. Arkadaş ise, insanın ayıplarını pek görmez. Biri İbrahim Ethem hazretlerine, aybını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her halin bana güzel görünüyor. Aybını başkasına sor) dedi. Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin manası budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakını kimden öğrendin, dediklerinde, (Birinden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman’a, (Edebi kimden öğrendin) denince, (Edepsizden) dedi. Selef-i salihinin, Eshab-ı kiramın, evliyanın menkıbelerini okumak da, iyi huylu olmaya sebep olur. Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak gerekir. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması güçtür. Kötü şeyler nefse tatlı gelir. Çocukları ihmal etmeyelim Bugün, bütün hristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelir gelmez, buna bozuk dinlerinin icaplarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara, yahudiliği ve hristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar. Müslümanların imanlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hristiyan yapmak için, İslam ülkelerine paket paket kitap, broşür ve sinema filmleri gönderiyorlar. O halde müslümanlar, din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, bize emanet edilen çocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da, dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ahlakınızı güzelleştirin!) [İbni Lal] En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hiçbir zaman elma çekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını büyüterek, lüzumlu aşı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak yetiştirmek mümkündür. Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular yok edilemez, fakat terbiye edilebilir. Her şeyi, zıddı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan kendini zorla da olsa iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları âdet haline getirmelidir. Çocuk, işleri ve ahlakı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Bu esaslar dahilinde çocuklar yetiştirilirse dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Kıyamet günü, ana-baba, çocuğuna öğretmesi gereken ilimlerden mesul olacak, vazifesini yapmamış ise, yahut kusur etmiş ise cezaya çaptırılacaktır. Çocuklarını İslam terbiyesi üzerine yetiştirmeyenler, dünya ve ahiret felaketine maruz kalacaklardır. Ne mutlu çocuğunu İslam ahlakı ile yetiştirenlere. Güzel ahlaklı olmak Sual: Güzel ahlaklı olmak için, özet hâlinde birkaç prensip bildirilebilir mi? CEVAP İyi ve kötü huyları bilmek ve tatbik etmek gerekir. İslam Ahlakı kitabını okuyup, oradaki bilgilerle amel eden, güzel ahlaklı olur. Bu kitapta yazılı olan şu iki prensibi esas alan da güzel ahlaklı olur: 1- Düşmanlarımız, muhaliflerimiz, bizi çekemeyenler, hep ayıplarımızı araştırır. Onlardan kusurlarımızı öğrenip güzel ahlaka sahip olabiliriz. Biri, ahlakını düzeltmek için İbrahim Ethem hazretlerine, ayıbını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her hâlin bana güzel görünüyor. Ayıbını başkasına sor) dedi. 2- Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin, müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin mânâsı budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakı kimden öğrendiği sorulunca, (İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman’a, (Edebi kimden öğrendin?) denince, (Edepsizden) buyurdu. Yani birinin yaptığı hareket bizim hoşumuza gitmiyorsa, edepsizlik olarak görüyorsak, onu biz de yapmamalıyız. Biri bizim bir kusurumuzu söyleyince sevinmiyorsak, başkalarının da kusurlarını söylememeliyiz. Biri bizi tenkit edince hoşlanmıyorsak, biz de başkalarını tenkit etmemeliyiz. İnsan bu prensipleri uygularsa, güzel ahlaklı olur. O hâlde, bir söz söylerken, kendimizi karşımızdakinin yerine koymalıyız. Böyle bir söze tepkimiz ne olur diye düşünmeliyiz. Bunun da istisnaları çıkarsa da, azdır. Zaten istisna genel kaideyi bozmaz. Kötü huyu olan ne yapmalıdır? Sual: Kendinde kötü huy bulunan bir kimse, bunu gidermek, yok etmek için ne yapmalı, nasıl hareket etmelidir? Cevap: Kendinde kötü huy bulunan bir kimse, öncelikle bu kötü huya yakalanmasının sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak lazımdır. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması çok zordur. Zira kötü şeyler, nefse tatlı gelir. İnsanın, kötü bir şey yapınca, arkasından nefse güç gelen şeyleri yapmayı âdet edinmesi, faydalı bir ilaçtır. Mesela, “bir kötülük yaparsam, şu kadar sadaka vereceğim” veya “oruç tutacağım, gece namazları kılacağım” diye yemin etmelidir. Nefis, bu güç şeyleri yapmamak için, onlara sebep olan kötü âdetini yapmaz. Kötü ahlakın, huyların zararlarını okumak, işitmek de, faydalı bir ilaçtır. Kötü huyun zararlarını bildiren hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (İnsanların hiç çekinmeden, sıkılmadan yaptıkları günah, kötü huylu olmaktır.) (Her günahın tövbesi vardır. Kötü ahlakın tövbesi olmaz. İnsan, kötü huyunun tövbesini yapmayıp, daha kötüsünü yapar.) (Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi ahlak da, hataları eritir. Sirke balı bozduğu gibi, kötü ahlak, hayratı, hasenatı, iyilikleri mahveder.) Hakiki Müslüman demek Sual: İman edip, elinde geldiği kadar ibadetlerini yapan her Müslüman, hakiki Müslüman mıdır? Cevap: Hakiki Müslüman olmak demek, yalnız adete tabi olarak ibadet etmek değil, İslâmın emir ettiği güzel ahlakı edinerek, insanlık vazifelerini yaparak, ruhen de tertemiz olmak demektir. İbadet eden, fakat hileyi zeka eseri sayan, insanları aldatan, hatta bazen zararlı propagandalara aldanarak insan öldüren, ortalığı yakıp yıkan, yalan söyleyen bir kimse, Müslüman olduğunu söylese de, hakiki Müslüman değildir. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerimde Furkân sûresinde, bir Müslümanın nasıl olması icap ettiğini beyan buyurmuş, açıkça bildirmiştir. Bunu tefsir etmek için, Ehl-i sünnet âlimleri fazlasıyla kitap yazmışlardır. Fakat biz, kendimizi halâ fena, kötü huylardan kurtaramıyor, Kur'ân-ı kerimde bildirildiği gibi çalışmıyor, Allahü teâlânın emirlerini yapmıyor, sözüne sadık olamıyor, sokaklarımızı pislik içinde bir harabeye çeviriyor, ruhen ve bedenen temizlenemiyoruz. Halbuki, elimizde bize bütün bu güzel şeyleri emir eden, ne yapmamız lazım geldiğini açık açık bildiren, Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerim, Peygamber efendimizin sözleri, emirleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları vardır. (Allahü teâlâ şükredenlerin mükafatını verecektir) buyuruluyor. Bunu Allahü teâlâ vadediyor. Burada şükretmek demek, Kur'ân-ı kerimin istediği gibi, tam Müslüman olmak demektir. Allahü teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Bugün dünyada bir milyardan fazla Müslüman olduğu bildirilmektedir. Dünyada her 4 kişiden biri Müslümandır. Eğer bu Müslümanlar, Allahü teâlânın emir ettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeşçe bağlanır, çalışır, her sahada ilerlemeye başlarsa, Allahü teâlâ da, onlara mükafatını verecek, o zaman Müslümanlar, tıpkı orta çağda olduğu gibi, medeniyetin en önüne geçeceklerdir. Allahü teâlâ, bize bunu vadediyor. Allahü teâlâ, hiçbir zaman vadinden dönmez. Sual: Bir Müslümanın, kendi hatalarını, işlediği günahları düşünmesi ve bunları düzeltmesi gerekmez mi? Cevap: Herkes, kendi kusurlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabahatleri düşünmelidir. Allahü teâlânın, kendisine ceza vermekte acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Ananın, babanın, dine uygun emirlerine itaat etmeli, dine uygun olmayanlara karşı gelmemeli, fitneye sebep olmamalıdır. Hakiki Müslüman böyle olur. […]

  • Allahü teâlânın sıfatları
    on 03/03/2019 at 21:00

    Sual: Allah’ın sıfatları hangileridir? CEVAP Allahü teâlânın Sıfat-ı zatiyye’si altıdır: 1- Vücûd: Allahü teâlâ vardır. Varlığı ezelidir. Vacib-ül vücûddür, yani varlığı lazımdır. 2- Kıdem: Allahü teâlânın varlığının evveli, başlangıcı yoktur. 3- Bekâ: Allahü teâlânın varlığının âhiri, sonu yoktur. Hiç yok olmaz. Ortağı olmak muhal olduğu gibi, zat ve sıfatları için de yokluk muhaldir. 4- Vahdaniyyet: Allahü teâlânın zatında, sıfatlarında ve işlerinde ortağı, benzeri yoktur. 5- Muhalefetün-lilhavadis: Allahü teâlâ, zatında ve sıfatlarında hiçbir mahlûkun zat ve sıfatlarına benzemez. 6- Kıyâm bi-nefsihi: Allahü teâlâ zatı ile kâimdir. Mekana muhtaç değildir. Madde ve mekan yok iken O var idi. Zira her ihtiyaçtan münezzehtir. Bu kâinatı yokluktan varlığa getirmeden önce, zatı nasıl idi ise, sonsuz olarak, hep öyledir. Allahü teâlânın Sıfat-ı sübûtiyye’si sekizdir. 1- Hayat: Allahü teâlâ diridir. Hayatı, mahlûkların hayatına benzemeyip, zatına layık ve mahsus olan hayat, ezeli ve ebedidir. 2- İlm: Allahü teâlâ her şeyi bilir. Bilmesi mahlûkatın bilmesi gibi değildir. Karanlık gecede, karıncanın, kara taş üzerinde yürüdüğünü görür ve bilir. İnsanların kalbinden geçen düşüncelerini, niyetlerini bilir. Bilmesinde değişiklik olmaz. Ezeli ve ebedidir. 3- Sem’: Allahü teâlâ işitir. Vasıtasız, cihetsiz işitir. İşitmesi, kulların işitmesine benzemez. Bu sıfatı da, her sıfatı gibi ezeli ve ebedidir. 4- Basar: Allahü teâlâ görür. Âletsiz ve şartsız görür. Görmesi göz ile değildir. 5- İrade: Allahü teâlânın dilemesi vardır. Dilediğini yaratır. Her şey Onun dilemesi ile var olur. İradesine engel olacak hiçbir kuvvet yoktur. 6- Kudret: Allahü teâlâ, her şeye gücü yeticidir. Hiçbir şey Ona güç gelmez. 7- Kelam: Allahü teâlâ söyleyicidir. Söylemesi alet, harfler, sesler ve dil ile değildir. 8- Tekvîn: Allahü teâlâ yaratıcıdır. Ondan başka yaratıcı yoktur. Her şeyi O yaratır. Allahü teâlâdan başkası için yaratıcı dememelidir. Allahü teâlânın sıfat-ı sübûtiyyesi de, sıfat-ı zatiyyesi gibi kadimdir. Bu sıfatları da, zatından ayrılmazlar. Yani sıfatları zatının, kendinin aynı da değildirler, gayrı da değildirler. Allahü teâlânın sıfatlarının hakikatlerini anlamak da muhaldir. Hiçbir kimse ve hiçbir şey Allahü teâlânın sıfatlarına ortak ve benzer olamaz. Sual: Allah’ın zati ve sübuti sıfatları arasındaki fark nedir? CEVAP Zati sıfatları, Allahü teâlânın zatına mahsus olan sıfatlardır. Bu sıfatlar, mahlûkların hiçbirinde yoktur. Bunların mahlûklara, hiçbir şekilde bağlantıları da yoktur. Sübuti sıfatları ise, mahlûklarla bağlantılı olan sıfatlardır. Bunlardan, yaratmak sıfatı hariç, diğerlerinden kullarına da sınırlı olarak ihsan etmiştir. Bu sıfatlarında da, hiç değişiklik olmaz. Bunlar da, zati sıfatlar gibi kadim yani ezelidirler. Mahlûklar sonradan yaratıldığı için, mahlûklara olan bağlantıları ise hâdistir, yani ezeli değildir. Onun diri olması, bilmesi, işitmesi, görmesi, kudreti, dilemesi ve söylemesi kullarınkine hiç benzemez, bunların sadece isimleri benzer. Onun zatını ve sıfatlarının hakikatini anlamak mümkün değildir. Hiç bir mahlûk, asla yaratıcısını anlayamaz, kavrayamaz. Peygamber efendimiz, (Allahü teâlânın yarattıklarını düşününüz, Onun zatını düşünmeyiniz. Çünkü siz Onun kadrini takdir edemez, Onu anlamaya güç yetiremezsiniz) buyuruyor. Bir başka hadis-i şerifte de buyuruldu ki, (Allahü teâlâ, hatıra gelen her şeyden uzaktır.) [C.Veremedi] Aynı da, gayrı da değildir Sual: Sıfatları Allah’ın aynı da, gayrı da değildir ne demektir? CEVAP Allahü teâlânın sıfatları, kendisi gibi ezeli ve ebedidir, yani zatından ayrılmazlar. Eğer sıfatlar, Allahü teâlânın gayrıdır, yani kendisinden ayrıdır, başkadır denirse; sonradan oldukları söylenmiş yani ezeli oldukları inkâr edilmiş olur. Allahü teâlânın aynıdır, yani kendisidir denirse de, sıfatların varlığı inkâr edilmiş olur. Sıfatları saymak Sual: Allah’ın sıfatlarını teker teker saymasını bilmeyene kâfir denir mi? CEVAP Sıfatları sayamayıp ama anlamlarını bilirse kâfir olmaz. Mesela Allahü teâlânın her şeyi yarattığını, her şeyi bildiğini, işittiğini, gördüğünü v.s. bilen kimse Allah’ın sıfatlarını biliyor demektir. Tekvin sıfatı Sual: "Basar, sem' ..." gibi insanlarda da sınırlı olarak bulunan sıfatları insanlar için kullanmak elbette caizdir. İnsanın görmesi, Allah’ın ki gibi sınırsız değildir diye, hiç kimse "insanlar görebilir, demek caiz değildir" diyemez. "Tekvin" de bu tür sıfatlardan biridir. Tekvin, yaratmak demektir. Görmek sıfatını insanlar için kullanabildiğimiz gibi, yaratmak kelimesini de "yeni bir şey, fikir oluşturmak, keşfetmek, ortaya çıkarmak" manalarında insanlar için kullanmak caiz midir? CEVAP Caiz değildir. Benzetme yanlıştır. Allahü teâlâ diridir, bilir, işitir, görür, diler, güçlüdür, konuşur. Bu sıfatlarda insan sınırlı da olsa ortaktır. Yani sınırlı da olsa, insan da diridir, bilir, işitir, görür, diler, gücü vardır, konuşur. Fakat yaratma sıfatında ortaklık yoktur. Allah her şeyi yaratır, fakat insan bir karıncayı, bir hücreyi bile yaratamaz. Yaratmak, yoktan var etmektir. Maddeyi, elemanı yok iken var etmektir. Yaratıcı, yalnız Allahü teâlâdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Yaratmak Allah’a mahsustur.) [Araf 54] (Her şeyi yaratan ancak Allah’tır.) [Rad 16] Beka sıfatı Sual: Öldükten sonra dirileceğimiz, imanımız var ise Cennete gireceğimiz ve ebedi hayata geçeceğimiz Kur'anda bildirilmiştir. Bu durumda Allah’ın Beka sıfatını taşıyor olmayacağız mı? CEVAP Ezeli ve ebedi olan yalnız Allah’tır. Diğer her şey fanidir, yani ölümlüdür yani yok olucudur. Yok olucu olan bir şey, ezeli ve ebedi olan Allah ile mukayese olur mu? O sıfatı insanlar nasıl taşır? Ama Allah’ın kudretiyle bu iş devam edecektir. Ahiret beka yurdudur. Yoksa Allah’ın sıfatını kazanmış olmuyoruz. Bizi ayakta tutacak olan Odur. Yine kendiliğimizden durmayacağız. Devamlı sonsuza kadar yaşamamız da yine Allahü teâlâya bağlıdır. Kıyas edilemez Sual: Hâlık mahlûk ile kıyas edilir mi? Mesela, (Allah, insanlardan daha kuvvetli) denir mi? CEVAP Allahü teâlânın sıfat-ı zatiyyesi altı olup biri de, muhalefetün lil havadistir. Yani hiç bir şeyde, hiç bir bakımdan, hiç bir mahlûka benzemez demektir. Allahü teâlânın insanlardan daha şefkatli, daha kudretli olduğunu bildirmekte mahzur yoktur. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah’ın eli, onların ellerinin fevkindedir.) [Fetih 10] Yani, (Allahü teâlâ, hepinizden daha çok kudret ve kuvvet sahibidir) demektir. Halbuki bütün insanların kuvveti, Cenab-ı Hakkın kudreti yanında nedir ki? Allahü teâlâ, hiç bir mahlûkla kıyas edilemeyen, sonsuz kudret sahibidir. Buna benzer âyet-i kerimeler çoktur. Hazret-i Ömer’in rivayet ettiği hadis-i şerif şöyle: Esirler içinde, çocuğunu arayan bir kadın, onu bulunca, hemen bağrına basıp emzirmeye başladı. Resulullah efendimiz bize buyurdu ki: - Şu kadın, çocuğunu hiç ateşe atar mı? Eshab-ı kiram asla atmayacağını söyleyince, Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Allahü teâlâ da, kullarına, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden elbette daha şefkatli, daha merhametlidir.) [Buhari] Allahü teâlânın zâti sıfatları Sual: Allahü teâlânın zatına ait, sadece Ona mahsus olan sıfatları var mıdır, varsa nelerdir? Cevap: Allahü teâlânın Sıfât-ı zâtiyyesi, zâti sıfatları altıdır. Bunlar: Vücud, Kıdem, Bekâ, Vahdâniyyet, Muhâlefet-ün lil-havâdis ve Kıyâm-ü bi-nefsihîdir. Vücûd, kendiliğinden var olmak demektir. Kıdem, varlığının öncesi, başlangıcı olmamaktır. Bekâ, varlığı sonsuz olmaktır, hiç yok olmamaktır. Vahdâniyyet, hiçbir bakımdan şeriki, ortağı, nazîri, benzeri olmamaktır. Muhâlefet-ün lil-havâdis, hiçbir şeyinde, hiçbir mahluka, hiçbir bakımdan benzemez demektir. Kıyâm-ü bi-nefsihî, varlığı kendindendir, hep var olması için, hiçbir şeye muhtaç değildir, demektir. Bu altı sıfatın hiçbiri, yaratılanların hiçbirinde yoktur. Bunların, mahluklara hiçbir surette bağlantıları da yoktur. Bazı âlimler, Vahdâniyyet ve Muhâlefet-ün lil-havâdisin aynı olduklarını söyleyerek, sıfât-ı zâtiyye beştir demişlerdir. Sual: Allahü teâlânın zati sıfatlarından olan Kıyâm bi-nefsihi ne demektir, ne anlama gelmektedir? Cevap: Zati sıfatlarından olan Kıyâm bi-nefsihi, Allahü teâlânın, zatında, sıfatlarında ve fillerinde yani işlerinde, hiç kimseye, hiçbir şekilde muhtaç olmaması demektir. Sual: Din kitaplarında geçen Muhâlefetün lil-havâdis ne demektir, anlamı nedir? Cevap: Muhâlefetün lil-havâdis, Allahü teâlânın zati sıfatlarındandır ve Allahü teâlânın zatında ve sıfatlarında, yaratılanlardan hiçbir şeye ve hiçbir kimseye benzememesi demektir. […]

  • Alışverişle ilgili çeşitli sorular
    on 10/05/2019 at 21:00

    Sual: Birine, (şu malı kaça satarsan sat, bana 3 lira ver) desem, o da dörde satsa, caiz olur mu? CEVAP Evet. Sual: Zekât olarak, fakire altın lira veya bilezik veriyoruz. Sonra da, (Eğer bozduracaksan rayiç fiyattan satın alabilirim) diyoruz. Satarsa alıyoruz. Bunun mahzuru var mıdır? CEVAP Zekât olarak verilen altını rayiç fiyattan geri almakta mahzur yoktur. Rayiç fiyattan ucuza almak ise mekruh olur. Zekât olarak verilen ticaret eşyasının fiyatı her yerde aynı değildir. Geri alınırsa, fakir zarara uğratılabilir. Bu bakımdan ticaret eşyasını fakirden geri satın almak mekruh olur. Altını almak ise mekruh olmaz. Sual: Bir arkadaşa "Evini on milyara satayım mı?" dedim. O da razı oldu. Ben de 12 milyara sattım. Arkadaşa 10 milyar verdim. Yaptığım iş günah oldu mu? CEVAP Arkadaşınıza, istediği fiyatı verdiğiniz için size günah olmaz. Sual: Başkasının malını kazaen kıran yahut zarar veren tazmin eder mi? Mesela komşu, çıkış kapısının önüne su şişesi koymuş. Görmeden çarpıp kırdım. Ödemem gerekir mi? CEVAP Evet. Sual: Çöpe atılan kullanılmış eşyaları alıp kullanmak caiz mi, kul hakkı olur mu? CEVAP Çöpe atılan şey kıymetli bile olsa, zenginlerin de onu alıp kullanması caizdir, kul hakkı falan geçmez. Sual: Ne alırsan beş lira diyerek satış yapılıyor. Caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Meydana konmuş simitleri, para bırakıp alıyorlar. Caiz mi? CEVAP Rızası olduğu biliniyorsa, âdet edinmişse caiz olur. Sual: Esnaf olarak kısaca neye dikkat etmemi tavsiye edersiniz? CEVAP Esnaf, hile yapmazsa, dürüst çalışırsa kazandığı helal olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Bir satıcı, yalan söylemez, emanete riayet eder, verdiği sözden dönmez, borcunu geciktirmez, alacaklısını sıkıştırmaz, satarken malını fazla övmez ve alırken de kötülemez ise, kazancı ona mübarek olur.) [Deylemi] Hileli malı sağlam diye satmak, müslümana ihanet etmek, hakaret etmek haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Bir müslüman, sattığı şeyin kusurunu bilip de söylemezse, bu helal olmaz.) [Müslim] (Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona hıyanet ve yalan isnat etmez. Ona lakayd da kalmaz. Müslümanın müslümana ırzı, malı ve kanı haramdır. Bir kimseye müslüman kardeşini tahkir etmesi şer olarak yeter.) [Tirmizi] Dürüst olarak ticaret yapmak çok iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Rızkın onda dokuzu ticarettedir.) [Said b.Mensur] Ticaretten korkmamak gerekir. Çünkü atalarımız, (Korkak tüccar, ne kâr eder, ne zarar) demişlerdir. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki: (Korkak tüccar, mahrum kalır, cesur tüccar, rızka kavuşur.) [Kudai] Sual: Ayakkabı tamirciliği yapıyorum. Bazı müşteriler, bıraktıkları ayakkabılarını ya çok geç alıyor veya almaya hiç gelmiyorlar. Ben de, (15 gün içinde alınmayan ayakkabılardan mesul değilim) diye levha hazırlattım. Ayrıca her müşteriye de, 15 gün geçerse, ayakkabılarını tamir ücretine satacağımı da söylüyorum. İki ay beklettikten sonra satıyorum. Böyle yapmam günah oluyor mu? CEVAP Müşterilerin, sizinle yapılan anlaşmaya uymaları gerekir. Uymazlarsa siz mesul olmazsınız. (Mecelle) Sual: İnternetten alışveriş sitelerinden standart mal alınabilir mi? CEVAP Bir mahzuru yoktur. Sual: Kendisi için para topladığım hasta öldü. Bu parayı ne yapayım? CEVAP Fakirlere vermek iyi olur. Sual: Kıymeti farklı iki eşit arazi, kıymetine göre mi paylaşılır? CEVAP Evet. Yahut satılıp parası taksim edilir. Sual: Banka teminat mektubu caiz mi? CEVAP Caizdir. Sual: Kasaba 2 kg et verip 1kg da kıyma istedim. Getirdiğim ete, kendi etini karıştırıp kıyma yaptı. 3 kg kıyma verdi. 1 kg kıyma parası aldı. Caiz oldu mu? CEVAP Evet. Sual: 100 kg buğday verip 70 kg un, 30 kg kepek almak caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Bir malı üç milyara sattım. Daha teslim etmeden başka biri, (ben beş milyar vereyim) dedi. İlk satıştan vazgeçmem caiz mi? CEVAP İlk alan, vazgeçmedikçe caiz olmaz. Sual: Müşteri, (Üç gün içinde gelmezsem bu saat senin olsun) dedi. On gün sonra geldi. Saatini vermezsem günah olur mu? CEVAP Günah olmaz. Fakat ihsan edip vermek çok sevaptır. Sual: On gram altın değerinde, borç para versem, alırken de yine o günkü rayice göre on gram altın değerinde para alsam caiz mi? CEVAP Caiz olur. Sual: Pazarlıksız satış yapıyoruz demek caiz mi? CEVAP Evet. Pazarlık şart değildir. Pazarlık edilmesi iyi olur. Sual: Radyo ve teyp satmak caiz mi? CEVAP Evet. Çünkü haram işlerde kullanılacağı kesin değildir. Bıçak satmak gibidir. Sual: Fotoğraf yanarsa iade ederim diye peşin para almam caiz mi? CEVAP Evet. Sual: 10 ton kağıdı 2 milyara sattım. Borçlu ödemedi. Kağıda zam geldi. 10 ton kağıt 3 milyar oldu. 3 milyar istemem caiz mi? CEVAP Hayır. Altına göre kıymetini istemek caizdir. Sual: Biri, parana karıştırabilirsin, bu parayı falancaya ver dedi. Parayı harcadım. Ay başında parasını ödedim. Mahzuru oldu mu? CEVAP Acele ver demediği, vakit bildirmediği için günah olmaz. Sual: Eşit para toplayıp yiyecek alıyor, beraber yiyoruz. Caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Mehr-i muaccel borcu olanın hediye vermesi caiz mi? CEVAP Önce önemli olan borcunu ödemesi gerekir. Sual: Diş tabibiyim. Bir teknisyen, adıma muayenehane açacak. Kazanç ortak olacak. Caiz midir? CEVAP Evet. Sual: Vadeli borcu olan başkasına borç verebilir mi? CEVAP Evet. Sual: Alacakları icra yolu ile alırken masrafları da almak caiz mi? CEVAP Mecburi olan masrafları almak caizdir. Sual: Bakkal, (Malı götür, parasını sonra verirsin) dedi. Ben de âdet olduğu için ay başında vermeyi düşündüm. Caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Saat tamircisi, gelip zamanında alınmayan saatleri ne yapar? CEVAP Akrabasına verir. O da yoksa lukata hükmüne girer. Sual: Bir fabrikatör, ana-babasını ücretle çalıştırabilir mi? CEVAP Babasını çalıştırması caiz. Anasını çalıştıramaz. Sual: İçki satmayan, ama fâsık olanla alışveriş mekruh mu? CEVAP Mekruh değildir. Sual: Çalınan halımın yerine, verilen çalıntı halıyı almam caiz mi? CEVAP Evet. Sahibi çıkarsa vermek gerekir. Sual: Büyük marketlerde ayrı kasası olan içkisiz reyondan alışveriş caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Bu malları götür, satamadığını getir demek caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Üç ay sonra teslim almak üzere taksitle mal almak caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Satın alınca, satıcı (Karpuzu keseyim) dedi. (Kes) dedim. Karpuz ham çıktı. Başka birini tartıp verdi. Caiz oldu mu? CEVAP Rıza ile olduğu için caizdir. Sual: Avukat, müvekkil adına yaptığı günahlardan mesul mü? CEVAP Evet. Sual: Bazen ayın üçünde, dördünde maaş alıyoruz. Bu bakımdan ay başında vermek üzere diye alışveriş yapmak caiz mi? CEVAP Evet. Sual: İki ortak, kıymetleri çok farklı olan iki arsayı, kur’a çekerek paylaşmaları caiz olur mu? CEVAP İki tarafın rızası ile caiz olur. Sual: Yakın bakkalda aynı mal daha pahalı. Uzağa gitmemek için, yakın bakkaldan pahalı almak caiz mi? CEVAP Evet caizdir. Sual: (Bu malı şu kadara sat. Daha fazlasına satarsan, fazlası senin olsun) demek caiz mi? CEVAP Evet. Sual: (Malı satamazsam, 3-4 ay sonra getiririm) demek caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Doktor, genelev kadınını muayene edip ücret alsa caiz mi? CEVAP Evet. Sual: Taksitli borçlarım var. Bir arkadaş evine et alıp yemen sana haramdır dedi. Öyle mi? CEVAP Et yemek haram diye bir şey yok. Öyle söylemek günah olur. İbrahim bin Edhem hazretleri (Borcu olan kimse, ödemedikçe yağlı ve sirkeli taam yememelidir) buyuruyor. Bu demek yağlı ve sirkeli yemek haram demek değil. Bu da taksitli borçlar için değil, ödünç alınan ve günü geldiği halde ödenemeyen borcu olanlar içindir. Borçlu adam lezzet veren şeyler yememeli ki borcunu hatırlamalı ve bir an önce ödemeye çalışmalı demektir. Borçlu adam baklava da yer kebap da yer. Din hakkında öyle rastgele konuşulmaz, helale haram, harama helal denilmez. Sual: Bir ekonomist, "Taksi tutabilecek kimsenin dolmuşla eve gitmesi hırsızlıktır. Bu ekonomi yasasının ana maddesidir. Bunun için, herkesin bende alacağı olduğu düşüncesiyle yaşıyor, hırsız olmamaya çalışıyorum" diyor. Evime taksi ile gidecek param varken, dolmuşla veya yaya gitsem, taksiye vereceğim parayı muhtaç birine vermesem hırsızlık mı etmiş olurum? CEVAP Dinimizde, taksi ile evine gidebilecek kimsenin, acelesi yoksa, yaya gitmesi, günah ve hırsızlık değildir. Aksine iyi olur. O parayı başkasına da vermesi gerekmez. Sual: Biri aracıma çarptı. %100 hatalı olduğu tespit edildi. Kendisi de hatasını kabul etti. Aracınızın tamir ücretini hemen vereyim dedi. Servise gittik 300 liraya yaparım dedi. Adam da çıkarıp 300 lira verdi. Şimdi ben aracımı tamir ettirmesem, çarpık, ezik vaziyette kullansam, aldığım para haram olur mu? CEVAP Haram olmaz. Sual: Ucuz diye kalitesiz şeyler alıyoruz, birkaç sefer yıkanınca veya kullanılınca bozuluyor. Pahalı olandan mı almalı? CEVAP Pahalı olması ölçü değildir. Ucuz olup kaliteli olan da olabilir. İyi araştırmalı, her şeyin iyisini, kalitelisini almaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ayakkabı veya elbise satın aldığında iyisini al.) [Taberani] Sual: Dine daha çok hizmet etmek niyetiyle, maaşı yüksek, fakat günah işlenen bir yerde çalışmak uygun mudur? CEVAP Uygun değildir. Günah işlenen yerde zaruretsiz çalışılmaz. Allah rızası için çalışan, dünya nimetlerine de kavuşur. Ama dünya için çalışan, ahiret nimetlerinden mahrum kalabilir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ, ahiret için çalışana dünyayı verir, fakat dünya için çalışana, ahireti vermez) [Deylemi] Sual: Şüpheli paradan kurtulmak için para değiştirsek olur mu? CEVAP Olur. Para değiştirmek de satıştır. Sahih olması için mal farklı olmalı. Mesela iki 5 binlik, bir on binlikle değişmeli. Hediye suretiyle de değiştirilirse aynı cins mal da olur. Sual: Namaz kılan yoksa, evi kılmayana kiraya vermem caiz mi? CEVAP Evet. Uygun olmayan elbiseler satmak Sual: Dışarıda giyilen açık saçık elbiseler satıyoruz. Mağazamıza Müslüman olmayanlar da geliyor. Uygun mudur? CEVAP Sadece gayrimüslim olanlar gelseydi mahzuru olmazdı. Müslümanlar da geldiği için, yani onlara da satılacağı için uygun değildir. Alacakla borç ödenmez Sual: Bir söz var, (Alacakla borç ödenmez) diye. Borçlu olduğumuz kimselere, elimizdeki vadesi gelmemiş çeklerden vermekte veya diğer alacaklarımızı onlara devrederek borçlarımızı kapatmamızda bir mahzur var mı? Yani alacak ile borç ödenir mi? CEVAP Hiç mahzuru yoktur. Alacaklı razı oluyorsa, nakit yerine elimizdeki çeklerden verilebilir veya diğer alacaklarımız onlara devredilebilir. Alacakla borç ödenmez demek, birinde alacağımız var diye, buna güvenip de, başkasına borçlanmamalı demektir. Yoksa birinde alacağımız varsa, ondan aldığımız malı paramıza mahsup edebiliriz. Sual: Bazı ürünler, poşet veya paket içinde 1 lira diye satılıyor. Bir lira verip almakta mahzur var mıdır? Yoksa ambalajlı olduğu için bu alışveriş fâsid mi oluyor? CEVAP Hayır, fâsid olmuyor. Poşetiyle, ambalajıyla bir liraya alınıyor. Bunun mahzuru olmaz. Sual: Bir arkadaş, bana şu saati sat dedi. Ben bunu kendime alabilir miyim? CEVAP Satmak için vekil olan, kendisi için satın alamaz. Çünkü, bir kimse hem alıcı, hem satıcı olamaz. Sual: Müşteri aldığı malı geri getirince bunu almak gerekir mi? CEVAP Almak gerekmez. İhsan ederek geri almak iyi olur, çok sevab olur. Bir hadis-i şerif meali: (Müşteri pişman olunca, satıcı da kabul edip sözleşmeyi bozarsa, Allahü teâlâ onun günahlarını affeder.) [K. Saadet] Sual: Meyhaneye veya içki içilen lokanta gibi yerlere ekmek satmak caiz midir? CEVAP Evet, caizdir. Sual: Doktora muayene olan kimselerin kazançları, tamamen haramsa, muayene ücretini bu haram paradan verdikleri de biliniyorsa, doktorun bu parayı alması haram olur mu? CEVAP Meslek gereği alınan ücret, haram olmaz. Sual: Kilisenin ve içki fabrikasının elektrik tamir işlerini veya başka tamiratlarını yapmak günah mıdır? CEVAP Hayır. Bu işlerin kendisi günah olmadığı için tamiratlarında çalışmak caizdir. (Bezzaziyye) Bozuk para Sual: Bir müşteriye sattığım ürünlerin fiyatlarını toplayınca, toplamı küsuratlı çıkıyor. Bozuk paralarla uğraşmamak için, biraz az veya çok söylemenin, mesela toplamı, 5,95 veya 6,05 lira ederse, 6 lira demenin mahzuru olur mu? CEVAP Mahzuru olmaz. Herkes, malını istediği fiyattan satabilir. Kredi kartı puanları Sual: Bir tanıdığının kredi kartıyla, alışveriş edilse, kazanılan puanlar, kimin hakkıdır? CEVAP Özel bir anlaşma yapılmamışsa, puanlar kart sahibinin olur. İçki satan yerden alışveriş Sual: İçki satan yerden, alışveriş yapmak caiz midir? CEVAP İhtiyaç olunca ve içki parası para üstü olarak alınmazsa caiz olur. Büyük marketlerde, çok kasa olduğu için, içki parasının para üstü olarak alınma ihtimali daha azdır. Tam para verilirse yahut kredi kartı kullanılırsa, bu ihtimal hiç kalmaz. (İçki satan fâsıktır, fâsıkla alışveriş yapmamalı) diye de hatıra gelebilir. Bu ayrı bir husustur. Namaz kılmayan, içki içen fâsık birinin dükkânında, içki satılmıyorsa, ondan da alışveriş yapmak caiz olur. Salihleri tercih etmek, elbette daha iyidir. İçki ve domuz satmak Sual: İçki ve domuz eti satan kimseyle alışveriş yapmak, fâsık oldukları için mi uygun değildir? CEVAP Fâsıklık yönünden değildir. Açıktan günah işleyenlerin hepsi fâsıktır. Mesela açıkça kumar oynayan, namaz kılmayan kimse fâsıktır. Başı açık bayan tezgâhtar fâsıktır. Fâsıkla, hatta kâfirle alışveriş sahihtir. Salihlerle alışveriş yapmak daha iyidir, ama o ayrı bir konudur. İçki ve domuz, dinen mal olmadığı için, bunların alınıp satılması sahih olmaz. Bunlar gibi kan ve leş satmak da bâtıldır. Eğer o marketten başka bir şey alınacaksa, paranın üstü de yoksa içki veya domuz parası karışmamış olacağı için caizdir. Kredi kartıyla alınca zaten karışmıyor. Dinimize, milletimize düşmanlık eden şirketler içki veya domuz satmasa da, onlarla da alışveriş caizse de, mecbur kalmadıkça kaçınmaya çalışmalıdır. Sual: Pikniğe giderken, eşit para toplayıp, yiyecek içecek alıyoruz. Beraber yiyip içiyoruz. Ama kimimiz az, kimimiz çok yiyip içmiş oluyoruz. Caiz oluyor mu? CEVAP Evet. Sual: İpekböceği kozasını satıyoruz. Sattığımız kimseler, kozaları fırınlayarak öldürüyorlar. Bu kozaları bu kimselere satmakta mahzur var mıdır? CEVAP İpek böceğini öldürmek için güneşe koymak caiz olduğu için, satılmasında mahzur olmaz. Günah fırınlayana olur. Kumar aleti satmak Sual: Kumar aletlerini satmak, caiz midir? CEVAP Hayır, caiz değildir. Bal ve arılar Sual: Bağımıza arılar konmuş ve bal yapmış. Bir arkadaş, kovan getirmiş. Balı bırakıp, arıları götürürken gördük. Arılar ve bal kimindir? CEVAP Arılar bulanındır. Bal ise bağ sahibinin olur. Sual: Bir yardım sandığımız var. Üyelere yardım edilebilir mi? CEVAP Üye dışındaki fakirlere yardım edilir. Üyelere ancak faizsiz ödünç verilir. Mektupla alışveriş Sual: Bir kimse mektupta, malını şu kadar liraya sattığını birine bildirse, o da mektubu okuyunca kabul ettim dese, alışveriş sahih midir? CEVAP Evet, sahih olur. Şimdi, internet yoluyla yapılan alışverişler de, bunun gibi sahihtir. Erkeklere altın yüzük satmak Sual: Kuyumcunun, erkeklere haram olan ziynet eşyası, mesela altın yüzük satması caiz midir? CEVAP Evet, caizdir. Altın yüzüğü erkeklerin takması haramdır, satmak haram değildir; çünkü altın yüzüğü yatırım için almış olabilir. Yanımda dursun para ihtiyacı olursa bozdururum diyebilir. Altın yüzüğün kendisi haram değil, kullanılması haramdır. Bir erkek, bir Reşat altını alsa, boynuna kadınlar gibi takmasa; fakat cebinde bulundursa günah olmaz. Takması haramdır, bulundurması günah değildir. Vekil asıl gibidir Sual: Şirketin alacaklarını tahsil eden veya hayır için, makbuz karşılığı para toplayan kimse, topladığı paraları, daha sonra yerine koymak şartıyla harcayabilir mi? CEVAP O işin vekili sayıldığı için, yerine koymak şartıyla harcayabilir. Markette yiyip içmek Sual: Marketlerde iken çocuk su diye tutturuyor yahut oradaki bir şeyi alıp yiyor. Biz de, şişeyi veya kutusunu alıp kasada ödüyoruz. Bunun bir mahzuru oluyor mu? CEVAP Fiyatları belli olduğu için caiz olur. Lokantalarda, pastanelerde, kahvelerde de, parasını ödemeden yiyip içmekte mahzur yoktur. Çünkü yenilip içilenlerin fiyatları bellidir. Terzide artan kumaş Sual: Bir terzide, müşteriden büyük küçük kumaş artıkları kalıyor. Bunları terzinin kullanması caiz olur mu? CEVAP Evet, caizdir. Böyle şeyler âdete bağlıdır. Kumaş olarak işe yaramıyorsa kullanabilir. İşe yarıyorsa müşteriye verilir. Reklâm kâğıtlarını basmak Sual: Matbaamızda, içki ve kumar aletleri gibi, haram olan şeylerin reklâm kâğıtlarını basmak haram mıdır? CEVAP Haram değilse de, haramın reklâmını yapmamaya, dolaylı da olsa, haram işlere sebep olmamaya çalışmalıdır. Sual: Karate ve tekvando gibi sporlardan para kazanmak caiz midir? CEVAP Namaza mani olmazsa, avret yeri de açık olmazsa, caizdir. Selem satışı Sual: Buğdayın kilosu 1 lira olsa, 3-5 ay sonra belki 2 lira olur. Şimdi bize para gerekiyor. Durumumuzu bilen bazı kişiler, 1 liradan üç ay sonra vereceğiniz buğdayı satın alırız diyorlar. Satmamız caiz olur mu? CEVAP Buğdayın vasfını, miktarını, vaktini ve yerini söyleyerek, selem vermek ve alıcının da kabul etmesiyle, selem usulü satış caiz olur. Mesela (1000 kilo makarnalık buğdayı 1 Ekimde, Meram’daki evimde bana teslim etmek üzere, 1000 liraya sana selem verdim) denir. Satıcı da (Kabul ettim) demekle, selem vaki olur. Yani peşin parayla, veresiye buğday satılmış olur. (S. Ebediyye) Sual: Biri peşin, birkaç taksitle mal satıyoruz. Müşteri kullanmadan malı getiriyor. Biz de, (Peşin verdiğini almazsan, malı geri alırız) diyoruz. Bu para bize helal midir? CEVAP Hayır, helal olmaz. Malı az da olsa kullanmış olarak getirseydi, helal olurdu. Müşteri anlaşmayı tek taraflı olarak bozamaz. Yani satılan malı geri almayabilirsiniz; fakat geri almak ihsan olur, iyi olur. Televizyon satmak Sual: Televizyon satmak caiz midir? CEVAP Günah olan işlerde kullanılması kesin olmadığı için, mubah şeyler seyretme ihtimali de olacağı için caizdir. Düşük fiyat Sual: Bir malı, herhangi bir sebeple, alış fiyatından daha düşük bir fiyatla zararına satmakta mahzur var mıdır? CEVAP Bir ihtiyaç varsa, çok ucuza da satmakta mahzur olmaz. Mesela, müşteri çekmek için, fakire yardım için veya bu mal zamanla bozulacaksa ucuza satılabilir. Sual: 5 kilo altını, 4 kilo altın ve 50 liraya veresiye satmak caiz midir? CEVAP Bir kısmı kâğıt para olsa da, altını altınla veresiye satmak caiz değildir. Hepsini kâğıt parayla veresiye satmak caizdir. İnşaat şirketi Sual: İnşaat şirketi olarak, plaj sitesi, içki fabrikası, turistik otel gibi yerler yapmak uygun mudur? CEVAP Günaha sebep olmayacak, fabrika, iş yeri, okul, ev gibi yerlerin inşaatı tercih edilmelidir. Minimum alışveriş Sual: Kaç kuruştan aşağı alışveriş caiz olmuyor? CEVAP Bir fels değerinden aşağı alışverişler caiz olmaz. Bir felsin itibarî kıymeti, şimdi bir altın liranın kıymetinin, on beşte biri kadar kuruş olmaktadır. (S. Ebediyye) Bu ölçü bilinirse her zaman kendimiz hesaplarız. Mesela, Cumhuriyet, Hamit gibi bir altın liranın, en ucuzunun kıymeti 525 lira olsa, bunun on beşte biri kadar kuruş, 35 kuruş olur. Buna göre 35 kuruştan aşağı olan bir malın satılması caiz olmaz. Mesela, bir ciklet 20 kuruşsa, 2 ciklet alınıp 40 kuruş verilirse mesele kalmaz. Yahut 15 kuruşluk başka mal da alınırsa, mahzuru olmaz. Faydalı sanatlar Sual: Hangi sanat daha kıymetlidir? CEVAP Dinimizde her sanat kıymetliyse de, insanlara faydası çok olan sanatlar -manifaturacılık ve ayakkabıcılık gibi- daha çok övülmüştür. Avcılık da mubah bir sanatsa da, keyif için yapılması yasaklanmıştır. İhtiyaç veya geçim için yapmak caiz ise de, başka bir sanatı tercih etmeli, çünkü can yakmak makbul değildir. Malın vasfının değişmesi Sual: Fasit alışverişle satın alınan kıyma, köfte yapılınca bunun yenmesi caiz olur mu? CEVAP Satın alınmasında günah işlenmişse de, malın vasfı değiştiğinden, köfteyi yemek günah olmaz. Bunun gibi, bir kimse, bir tavuk çalıp, etiyle yemek yapsa, çalması haramsa da, malın sıfatı değişince mülkü olur. Böyle bir yemeği pişirdikten sonra, tazmin etmek [bedelini sahibine vermek] şartıyla, yenmesi, satması veya hediye etmesi, alanın da yemesi, caiz olur. Defter tutmak Sual: Haram iş yapan tüccarın defterini tutmak caiz midir? CEVAP Zaruretsiz caiz olmaz. Veresiye döviz satmak Sual: Euro, dolar ve TL gibi paraların birbirleriyle, veresiye satılmaları caiz midir? CEVAP Hayır. Hakkından vazgeçmek Sual: Bazı yerlere sınavla öğrenci veya memur alınırken, girenlerden bazıları, (Sen girmezsen sana para verelim) deseler, girme hakkını satmak caiz olur mu? Bunun gibi ihaleye girme hakkı da satılabilir mi? CEVAP Buna hak satmak denmez, ferağ yani hakkından vazgeçmek denir. Hak satılmaz; ama paralı veya parasız, haktan vazgeçmek caizdir. Bulunan hayvan Sual: Sahipsiz bir hayvanı kesip, etini yemek veya satmak caiz midir? CEVAP Sahipsiz hayvanı, ilan ettikten sonra, sahibi çıkmazsa kesmek veya satmak günah değildir. Sahibi çıkıp ispat ederse, kendisine bedelini ödemek gerekir. Vekâletle ev satmak Sual: Bir arkadaş, (Evimi 80 bin liraya sat) dedi. Ben de 90 bin liraya sattım. Arkadaşa 80 bin lira verdim. 10 bin lira daha vermem gerekir mi? CEVAP Gerekmez; ama 80 bin liraya sattım denirse, yalan söylenmiş olur. Günah olur. Hileyle mal satmak Sual: İtalya’da imal edilen malın aynısını Türkiye’de imal ediyorum. İtalya malı diye yazmak caiz midir? CEVAP Hayır, hileyle satmak caiz değildir. Biblo yapmak Sual: Biblo yani çeşitli insan ve hayvan heykelcikleri yapanın, bunlardan kazandığı para haram mıdır? CEVAP Evet, haramdır. Biblo yapmak da, satmak da ve evde bulundurmak da haramdır. Hayvanları mumyalamak Sual: Kartal, leylek gibi hayvanların içini temizleyip mumyalayarak, tavşan, kuzu gibi hayvanların da derilerinin içine ot doldurup, süs olarak kullanmak caiz midir? O odada namaz kılmak mekruh olur mu? CEVAP Süs için satılması caizdir. Böyle içi ot doldurulmuş hayvan şekillerinin bulunduğu odada namaz kılmak mekruh olur. Namaz kılarken bunları arka tarafa koymalı veya üstlerini örtmelidir. Haksız rekabet olur mu? Sual: Bir Yahudi, çömlekçi bir Müslümanın karşısına bir çömlekçi dükkânı açar. Müslüman çömlekçiden daha ucuz etiket yapıştırır. Müslümanlar Yahudi’den almaya başlayınca, Müslüman da daha aşağı indirir, fakat Yahudi alış fiyatından da aşağı fiyatla yani zararına satar. Müslüman, Yahudi’yle başa çıkamayınca dükkânı kapatmak zorunda kalır. Meydan Yahudi’ye kalınca tekrar fiyatları yükseltip zararını kapatır. Bizim de bu taktiği uygulayarak rakiplerimizi alaşağı etmemiz haksız rekabete girer mi? CEVAP Evet, bu haksız rekabete girer. Aşağıdaki menkıbedeki durum, buna benziyorsa da, haksız rekabet değildir, çünkü bunda maddi kâr düşünülmüyor: Medine’de bir Yahudi’nin ağzı kapalı bir su kuyusu vardı. Suyu gayet tatlıydı. Suyunu satardı. Resulullah, (Rume Kuyusu'nu kim satın alır, Müslümanlara sebil olarak verirse Cenneti kazanmış olur) buyurdu. Hazret-i Osman, kuyunun yarısını aldı. Nöbet yoluyla bir gün Hazret-i Osman’ın olacak, bir gün Yahudi’nin olacaktı. Hazret-i Osman nöbetini sebil olarak dağıttı. Yahudi ücretle satardı. Müslümanlar da hazret-i Osman’ın nöbeti gelince, iki günlük su alırlardı. Yahudi’nin nöbetinde uğramazlardı. Yahudi’nin pazarı kesada uğrayınca, diğer yarısını da satmak istedi. Önceki yarısını Yahudi’den 12 bin dirheme almıştı. Bunu da 8 bin dirheme aldı. Tamamını sebil etti. (Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin) Arsa karşılığında kat Sual: Arsa karşılığında daire yaptırmak caiz midir? CEVAP Kendi arsası üzerinde, istisna [ısmarlama yani sipariş] yoluyla ev yaptırmak caizdir. S. Ebediyye’de deniyor ki: Arsanın belli bir kısmı, mesela üçte ikisi, hisse-i şayıa [ortak mülkiyet] olarak müteahhide veresiye olarak satılır. Müteahhitten alacağı olan paranın karşılığı olarak, istenilen kat, müteahhide ısmarlama yoluyla yaptırılır; çünkü kendi arsasına, istisna [ısmarlama] yoluyla apartman yaptırılması caizdir. Ismarlama yoluyla yaptırılacak apartmanın, planının, kullanılacak her malzemenin cinsinin ve fabrikasının önceden söz kesilirken bilinmesi, kararlaştırılması gerekir. Ortak araba Sual: Bir arkadaşla ortak araba alacağız. Arabaya birimiz az, birimiz çok binebilir. Bu şartla ortak araba almak caiz midir? CEVAP Yaptığınız sözleşmede bu durum bildirilmişse caiz olur. Haram işleyerek kazanılan Sual: Kadın kuaförlüğü yapmış olan bir erkek, sonradan tevbe ederse, haram işleyerek kazanmış olduğu paraları ve o paralarla aldığı eşyaları ne yapması gerekir? CEVAP Kazanılan paranın haram olması ayrı, parayı haram işleyerek kazanmak ayrıdır. Yani haram işleyerek kazanıldı diye, bu paralar haram olmaz. İşlenen haramlara tevbe edip, bir daha işlemeyince, günahları affolur. Gazeteye abonelik Sual: S. Ebediyye’de, (Bakkala borç para verip, o para bitinceye kadar ondan mal satın almak haramdır, çünkü istifade etmek şartıyla ödünç vermek faiz olur) deniyor. Buna göre, doğru din bilgilerini de öğrenmek için, gazeteye abone olanın, ayın başında gazeteciye bir aylık gazete parasını verip, her gün bir gazete alması da faiz olmaz mı? CEVAP Faiz olmaz. O parayı ödünç vermiyor, gazetenin ücretini peşin veriyor. Bir malın fiyatını peşin vermenin mahzuru olmaz. Sepetin alışverişi Sual: S. Ebediyye’de, (Küçük çocuğun yaptığı alışveriş bâtıldır) deniyor. Biz apartmanın son katında oturuyoruz. Apartmanın girişinde bir bakkal var. İçine liste koyarak sepeti sarkıtıyoruz. Listeye şu kadar pirinç, şu kadar zeytin, şu kadar ekmek ver diye yazıyoruz. Belli bir para da koyuyoruz. Bakkal belki eksik veya fazla tartarak bunları sepetin içine koyunca, biz sepeti çekiyoruz. Çocuğun alışverişi sahih olmazsa, sepetin yaptığı alışveriş sahih oluyor mu? CEVAP Sepeti çekip, verilenlere rıza gösterilince, alışveriş sahih oluyor. Listeyi çocukla da gönderip, çocuk gelince, yaptığı alışverişi kabul edersek, o da sahih olur. Para üstünü almamak Sual: Taksicilik yapıyorum. Ücreti 19 lira tuttu diyelim, müşteri 20 lira veriyor, (Üstü kalsın) diyor. Bu bize helâl oluyor mu? Helalleşmek gerekiyor mu? CEVAP O size hediyedir. Helalleşmek gerekmez. Tersi de olabilir. Ücret 10,5 lira tuttu, 20 lira uzatmışsa, siz 10 lira yeter derseniz, hakkınız ona geçmiş olmaz. 50 kuruşu hediye etmiş olursunuz. Verileni tatmak Sual: Marketlerde tatmak için verilen tatlı, sucuk gibi şeyleri alıp yemekte sakınca var mıdır? Pazarda da tatmak için veriliyor. Bunları yiyince helalleşmek gerekiyor mu? CEVAP Verilen hediyedir, bir sakıncası olmaz. Helalleşmek gerekmez. Haram para almak Sual: Müşteri haram parayla bakkaldan bir şey alsa, o para bakkala günah olur mu? CEVAP Hayır, bakkala günah olmaz. Veresiye almak Sual: Parası olup, peşin alma imkânı varken, bir malı taksitle satın almak câiz midir? CEVAP Evet, caizdir. İcra malını almak Sual: Haczedilmiş malları satın almakta mahzur var mıdır? CEVAP Meşru haciz ise caizdir. Yani bir kimse, borcunu kasten ödemese ve bu yüzden mallarına haciz konsa, o zaman bu malları satın almanın mahzuru olmaz. Bir de, bir kimse borcunu ödediği hâlde, senedini almamıştır veya başka şekilde iftiraya uğramıştır. Bilinirse böyle haciz malı da alınmamalı. Gümrüktekiler arasında da, buna benzer mallar olabilir. (Ağlayanın malı gülene yâr olmaz) atasözü böyle gayrimeşru işler için söylenmiştir. Fakat gayrimeşru olduğu kesin bilinmedikçe, haciz mallarını almak caizdir. İcraya vermek Sual: Parası varken, kasten borcunu ödemeyeni icraya verip, mallarını haczetmek caiz midir? Bir de haczederken avukatlık ücreti dâhil başka zaruri masraflar oluyor. Bunları da borçludan icra yoluyla almak caiz midir? Alacak gecikince, kanuni faizini de veriyorlar. Bunları da almak caiz midir? CEVAP Kasten borcunu vermeyeni icraya vermek, malını haczetmek, avukatlık ücreti ve diğer mecburi masrafları almak caizdir. Gecikme faizini almak caiz olmaz. Fakat borç verildiği zaman, o parayla hangi ayardan ne kadar altın alınıyorsa, o kadar altın veya o altının değeri kadar para istemek caizdir. Para geçmez hâle gelirse Sual: S. Ebediyye’de, (Kâğıt paralar geçmez hâle gelirse, İmam-ı Ebu Yusuf’a göre pazarlıktaki, İmam-ı Muhammed’e göre tedavülden kalktığı zamandaki kıymeti verilir) deniyor. Bu bir örnekle açıklanabilir mi? CEVAP Bir mal veresiye satıldığı zaman, mesela değeri 3 gram altın ise, para geçmez hâle gelince, İmam-ı Ebu Yusuf'a göre, müşteri satıcıya 3 gram altın vermek zorundadır. Yahut 3 gram altının değeri kadar geçer para ne ise, ondan da verebilir. Satıcı bundan fazlasını isteyemez. Şimdi o mal çok pahalansa mesela 5 gram altın olsa, ancak o zamanki değerini isteyebilir, satıcı o değerden ücretini almak zorundadır. (Malım pahalandı 5 gram ver) diyemez. Tersi de olabilir. Malın değeri düşer, 2 gram altın edebilir. Müşteri, (Malın değeri düştü, ben buna 2 gram veririm) diyemez. Malın satışındaki değer geçerlidir. İmam-ı Muhammed’e göre ise, paranın geçmez olduğu zamandaki değerinden verilir. Bir zaman sonra para geçmez hâle gelince, o zaman malın değeri 3 gram altın iken, ya artarak 4 gram olmuştur veya eksilerek 2 grama inmiştir. Yahut yine 3 gram olarak kalmıştır. O zamanki değeri ne ise, satıcı onu ister. Satıcı, (Bakın, malım, paranın tedavülden kalktığı zamanda 4 gram altın oldu) diyerek 4 gram altın isteyemez. Müşteri de, (Bakın, bu mal 2 gram altın alabiliyor, 2 gram altın vereyim) diyemez. O malın, paranın tedavülden kalktığı zamandaki kıymeti ne ise, onu verir. Ama fetva İmam-ı Ebu Yusuf'a göredir. Eğer alıcı ve satıcı anlaşırlarsa İmam-ı Muhammed'in kavline göre de hareket edebilirler. Enflasyon sebebiyle paranın değeri düşünce de veya herhangi bir sebeple artınca da hüküm böyledir. Şüpheli parası olan Sual: Parasında haram şüphesi olan, bunu nasıl aklayabilir? CEVAP Parasının helâl olduğunda şüphe eden, birinden ödünç alıp borcunu şüpheli parasıyla ödemeli. Müttekiler, [paraları şüpheli olmasa da] her ihtiyaçlarını temin ederken böyle yapmışlardır. (S. Ebediyye) Salyangoz ihracı Sual: Salyangoz, kurbağa gibi hayvanları gayrimüslimlere ihraç etmek caiz midir? CEVAP Evet, caizdir. Domuz hariç, eti yenmeyen çeşitli hayvanları para karşılığı gayrimüslimlere ihraç etmek caizdir. (Şerh-i Nikâye) Öldürülen birkaç yaban domuzunu gayrimüslimlere satmak da caizdir, ama domuz çiftliği yapıp, bu işi meslek hâline getirmek caiz olmaz. Berberlik günah mı? Sual: (Erkeklerin sakalını kesen berber haram kazanıyor) deniyor. Erkek berberlerinin kazandıkları para haram mıdır? CEVAP Haram değildir. Plaka satmak Sual: Araba plakasını satmak veya kiraya vermek caiz midir? CEVAP Belli bir para karşılığı, ferağ ile kullanma hakkını verebilir. Buna satmak değil, devretmek denir. Âmiri kabul ederse, bir memur, hava parası alarak, görevini başkasına devredebilir. (S. Ebediyye) Çürük meyve Sual: Sebze meyve satıcısına, (Çürüklerden koymazsan alırım) demekte mahzur var mıdır? CEVAP Hayır, mahzuru olmaz. Hattâ muhayyer satın almak, (Çürükse getiririm) demek de caizdir. Fazla para vermek Sual: Fels değerinden daha aşağı olan bir malı satın alıp, fels miktarı veya daha fazla para verilirse, yapılan alışveriş caiz olur mu? CEVAP Evet, caiz olur. Altın hesabı açtırmak Sual: Bankada altın hesabı açtırınca, gerçek altın alınmıyor, altına endeksli olarak paramız değer kazandığı gibi kaybettiği de oluyor. Bu şartlarla, altın hesabı açtırmak caiz midir? CEVAP Evet, caizdir. Fiyatı bilinen mal Sual: Marketten çeşitli şeyler aldım. Kasiyer, elmanın barkodunu okutmayı unutmuş. Eve gelince gördük. Şimdi biz bu elmayı yesek, sonra barkodunu götürüp okutarak borcumuzu versek, elmayı yediğimiz için günah işlemiş olur muyuz? CEVAP Elmanın fiyatı belli olduğu için, parasını vermeden önce yemek günah olmaz. Lokanta, pastane gibi yerlerde de aynı şeyi yapıyoruz. Yani önce yiyip sonra ödüyoruz. Fiyatları belli olan yemekleri yiyor, meşrubatları içiyoruz, çıkarken ödüyoruz. Markette çocuğumuz susasa, meşrubat içse veya kendimiz içsek, çıkarken fiyatını vereceğimiz için günah olmaz. Fiyatları belli olmayıp, pazarlıkla daha ucuza alınabilen malları, fiyatını öğrenmeden alıp yemek veya kullanmak caiz olmaz. Taksitli alışveriş Sual: Veresiye alışverişte, ödeme tarihinin belli olması gerekiyor. Yıl sonuna kadar borcun tamamını ödeyip hesabı kapatmak şartıyla, taksitler bildirilmeden yapılan alışveriş caiz midir? CEVAP Son ödeme vakti belli olduğu için, aralarda verilecek taksitlerin önemi yoktur. Hiç vermese de, hepsini yıl sonunda verse de, yine sahih olur. Bir ay sonra hepsini verip vade sonunu beklemese de, yine alışveriş sahih olur. Haşerat satmak Sual: Yenmesi haram olan yılan, salyangoz ve kurbağa gibi haşerat, alınıp satılabilir mi? CEVAP Kara ve deniz haşeratını, yemek için satmak caiz değilse de, tıpta ve sanayide kullanmak için satmak caizdir. (S. Ebediyye) Hayvan satmak Sual: Hangi hayvanları satmak caizdir? CEVAP Faydası olan hayvanları, mesela kovandaki arıyı, ipek böceğini, sülüğü, av veya çoban köpeğini, avcı kediyi, kuşu, fili ve bunlar gibi faydası olan her hayvanı satmak caizdir. (S. Ebediyye) Götürü alışveriş Sual: Bir markete gidiyorum. Sepeti çeşitli mallarla dolduruyorum, çoğunun fiyatını da bilmiyorum. Kasiyer, her birinin barkodunu okutuyor. Mesela hepsi 70 lira etti diyor. Biz de 70 lirayı veriyoruz. Böyle alışveriş sahih midir? CEVAP Götürü usulüyle olduğu için sahihtir. Her birinin ayrı ayrı fiyatını bilmemiz gerekmez. Hattâ cinsleri ve fiyatları farklı olan mallardan birer ikişer bir poşete koysak, satıcı, (Hepsine 50 lira ver) dese, bu alışveriş de sahihtir. Haram işte çalışanın kazancı Sual: (Haram işlerde çalışanın, o işlerde çalışması haramsa da, kazancı haram olmaz. Mesela barda, pavyonda güvenlikçi olarak çalışanın çalışması haramsa da, kazancı haram olmaz) diyorlar. Doğru mudur? CEVAP Evet, doğrudur. Zaruretsiz haram işlerde çalışmak caiz değildir. Çalışması haram oluyorsa da, kazancı haram olmuyor. Çoluk çocuğuna getirdiği giyecekler ve yiyecekler de haram değildir. Hanımı ve çocukları, onun işlediği günahtan da sorumlu olmaz. Gecikme cezası Sual: Bir ev veya süreli bir iş yaptırırken, anlaşmaya gecikme cezası şartı konabilir mi? Mesela, ev iki yıl içinde teslim edilmezse, her ay için bin lira gecikme cezası verilecek diye bir anlaşma yapılabilir mi? CEVAP Evet, mahzuru olmaz. Kâfirle alışveriş Sual: Fâsıkla, bid’at ehliyle, kâfirle veya din düşmanıyla alışveriş yapmak günah mıdır? CEVAP Hepsiyle alışveriş yapmak caizdir, günah değildir. Ancak kötü insanların güçlenmesine yardım etmemeli, malları pahalı da olsa, salih Müslümanları tercih etmelidir. Sual: S. Ebediyye’de, altınla gümüşün daima ağırlıkla, tuz, hurma, buğday ve arpanın ise daima hacimle ölçülmesi gerektiği bildirilip, (Bunların dışında her şeyin satılmaları âdete bağlıdır. Çarşıda, pazarda nasıl ölçülüyorsa, öyle olduğu kabul edilir) deniyor. Hacimle alınan bu dört maddeyi kilo ile almak, altını ve gümüşü adet olarak almak caiz olmuyor mu? CEVAP Evet, caiz olmuyor. Yani bunların alınıp satılmasında o memleketin âdeti geçerli olmuyor. Bu dört madde ölçekle alınıp satılmazsa, götürü usulüyle alıp satmak caiz olur. Mesela bir paket tuz, bir paket hurma olarak alınıp satılabilir. Üç ton buğdayın hepsi şu kadar lira denerek alınıp satılabilir. Hadîka sonunda diyor ki: Alış verişte, kiralamada, ödünç vermekte, nikâhta altın ve gümüş miktarını ağırlık olarak bildirmek lazımdır. Semen sözleşme zamanında hazır ise, göstermek yetişir. Miktarını bildirmeye lüzum kalmaz. Altının, gümüşün miktarları ağırlık olarak bildirilmezse, sözleşmeleri sahih olmaz. Lakin hükümetler tarafından basılmış olan altınların ve gümüşlerin ağırlıkları bellidir. Söz kesilirken sayıları söylenince, belli olan ağırlıkları kast olunmaktadır. Bunun için, bugün de, söz kesilirken gösterilmeyen altın ve gümüş paralar sayı ile söylenince, ağırlıkları düşünülmelidir. Böyle düşünülerek yapılan sözleşmeler sahih olur. (S. Ebediyye) Tuz, hurma, arpa ve buğday, götürü usulüyle alındığı gibi, altın ve gümüş de götürü olarak alınabilir. Mesela gramı bilinmeyen bir altın yüzük veya altın ibrik, belli bir fiyata alınıp satılabilir. Ticaretin dini olmaz mı? Sual: Şarap satan bir arkadaşa, (Şarap satmak haramdır. Kendine başka iş bul!) dedim, O da bana, (Terörün dini, ırkı olmadığı gibi, ticaretin de, dini ırkı olmaz. Ticarette günah olmaz) dedi. Ticareti terörle mukayese etmek doğru mudur? CEVAP Elbette yanlıştır. Kazancın helâl olması lazım. Haram kazancın, dünya ve âhirette vebali büyüktür. Bir hadis-i şerif: (Şu on kişi lanetlenmiştir: Şarap için üzüm sıkan, sıktıran, içen, taşıyan, kendisine taşınan, dağıtan, satan, parasını yiyen, satın alan, kendisi için satın alınan.) [Tirmizî] Alışverişe haram karışma riski daha fazladır. Eksik tartılır, kul hakkı geçer. Kötü mal, iyi diye satılır günaha girilir. Alışveriş bilgisi bilinmezse haram işlenir. Uyuşturucu satmak, domuz eti ve diğer haram olan şeylerin ticaretini yapmak da günahtır. Her dinden olanlarla alış veriş yapılır. Belki de (Ticaretin dini olmaz) diyenler, bunu kast etmiş olabilirler. Yoksa haram olan işler yapılmaz. Yağsız ayran satmak Sual: Yoğurdun yağını aldıktan sonra, ayran yapıp satmak veya sütün yağını almak günah olur mu? CEVAP Dinimizde, yavan süt veya yağsız ayran satmak değil, yağsız süte, (Tam yağlı) veya (Yarım yağlı) diyerek müşteriyi kandırmak günahtır. Müşteri kandırılmıyorsa, rızası varsa, (Yağsız süt, yağsız ayran) diye yazıp satılıyorsa, günah olmaz. Alacaklı ile borçlu farklı söylerse Sual: Fırıncıya malzemesini verip peynirli veya kıymalı pide yaptırıyoruz. Fırıncı, yanlışlıkla bizim için yaptığı pideleri başka müşterisine veriyor. Biz mesul oluyor muyuz? Bize de öteki müşteriye yaptığını veriyor. Borçlu ile alacaklı arasında anlaşmazlıklar oluyor. Alacaklı vermedin diye yemin ediyor, borçlu verdiğine dair yemin ediyor. Dinen hangisi esas alınır? CEVAP Borcunu ödeyenin ödediğine dair bir makbuz veya imzalı bir kâğıt almalı. Almadığı için alacaklının istediğini vermesi lazımdır. Fırıncının verdiği pideyi almanızda bir mahzur olmaz. Tam İlmihâl'de şöyle deniyor: Terzi, ceket yerine pantolon dikse, kumaş sahibi, isterse pantolonu alır, isterse kumaşı ödetir. Boyacıya kumaş veren kimse, siyah istemiştim, sen mavi boyamışsın dese, boyacı da, mavi istemiştin dese, kumaş sahibinin sözü kabul olunur. Bunların ücreti verilmez. Kumaşı da öderler veya sahibi isterse yapılan şeyi alıp piyasaya göre işçilikten keser. (S. Ebediyye) Haram olan şey mal sayılmaz Sual: Bir Müslüman, kazara başka bir Müslümanın domuzunu, sattığı uyuşturucuyu veya şarabını telef etse öder mi? CEVAP Dinimize göre, haram olan şey, mal hükmünde değildir. Mala zarar vermediği için ödemez. Ancak bir Müslüman, zimmînin şarabını veya domuzunu telef etse kıymetlerini ödemesi gerektiği İbni Âbidin’de yazılıdır. Zimmî, İslam devleti idaresinde yaşayan kitap ehli gayrimüslim demektir, günümüzde zimmî yoktur. Müslüman şarap satmıyor, sirke yapmak için şarap bulunduruyorsa, onu telef eden öder. Afyon gibi uyuşturucuyu ilaç için almışsa, telef eden öder. Uyuşturucu alıp satanlar, bu maksatla alıp satmıyorlar. Onun için birinin uyuşturucusuna zarar verenin ödemesi gerekmez. Genç biri, (Ücretle açık görüntüler seyrettirilen yere, “Parasını sonra veririm” dedim. Sonra da veremedim. Hak geçti mi?) diye sormuştu. Bu da öyledir. Haram şeye ücret verilmez. Sual: Bir kimsenin, terziye, bu elbiseyi iki haftada dikersen üçyüz lira, bir ayda dikersen ikiyüz lira veririm diyerek böyle şartlı teklifte bulunarak sözleşme yapması uygun olur mu? Cevap: Terziye kumaş verip, bir haftada dikersen yüz lira, iki haftada dikersen elli lira veririm demek, İmâmeyne göre caizdir. Dükkânda terzilik yaparsan, kirası yüz lira, demircilik yaparsan ikiyüz lira demek de caizdir. Sual: Boyacıya kumaş verildiğinde, kumaşlar istenilen renkte boyanmamış ise, bu durumda boyacının mı yoksa kumaş sahibinin mi sözü esas alınır? Cevap: Boyacıya kumaş veren kimse, kırmızı istemiştim, sen mavi boyamışsın dese, boyacı da, mavi istemiştin dese, kumaş sahibinin sözü kabul olunur. Terzinin ceket yerine pantolon dikmesi de böyledir. Bunların ücreti verilmez. Kumaşı da öderler veya sahibi isterse yapılan şeyi alıp piyasaya göre işçilikten keser. Sual: Bir kimse, terziye ceket dikmesi için kumaş verse, terzi de ceket yerine pantolon dikse, bu kimse pantolonu almak mecburiyetinde midir? Cevap: Terzi, ceket yerine pantolon dikse, kumaş sahibi, isterse pantolonu alır, isterse kumaşı ödetir. Sual: Satılan mal teslim edilmeden, hediye edilen de teslim alınmadan, bunlar satılmış ve hediye edilmiş olur mu? Cevap: Satılan malı teslim etmek, hediye olunanı ise kabzetmek yani teslim almak lazımdır. Sual: Bir kimsenin, çalıntı malların olması ihtimali bulunan bir yerden, ihtiyacı olan bir şeyi satın almasında dini açıdan bir mahzuru var mıdır? Cevap: Bir yerde, yağma edilmiş, çalınmış şeyler ve hayvanlar satılıyorsa, çoğunun haram olduğunu bilen kimse, buradan bir şey satın almamalıdır. Eğer ihtiyacı çoksa, nereden aldın diye sormalı, helalden olduğu anlaşılanı almalıdır. Çoğunun haram olmadığı biliniyorsa, sormadan almak caiz ise de, sormak vera olur. Sual: İnsan necasetini yalnız başına gübre olarak satmanın ve satın almanın dinen mahzuru olur mu? Cevap: İnsan necasetini yalnız başına satmak ve insandan ayrılan her şeyi satmak haramdır. Hepsini gömmek lazımdır. İnsan necasetini yalnız başına da kullanmak caiz değildir. Toprak veya başka şeyle karışık satmak ve kullanmak sahihtir. Sual: Hayvan gübresini satın almanın, satmanın mahzuru var mıdır? Cevap: Hayvan gübresi, yalnız olarak da satılır ve kullanılır. Diğer üç mezhep imamı hayvan gübresi satmak da caiz değildir dedi.   Sual: Tanıdık bir bakkala borç para verip, daha sonra o para bitinceye kadar o bakkaldan alış, veriş yapmanın mahzuru olur mu? Cevap: Bu konuda İbni Âbidîn ve Dürerde deniyor ki: “Bakkala borç para verip, o para bitinceye kadar ondan mal satın almak haramdır. Çünkü, istifade etmek şartı ile ödünç vermek faiz olur.” Sual: Eline haram para geçen bir kimse, nasıl hareket etmeli, bu parayı nereye, kime vermelidir? Cevap: Eline, sahibi bilinen haram mal, mesela para geçen kimse, bunu sahibine vermeli, sahibi bilinmiyorsa, fakire sadaka olarak vermelidir. Başka yere vermesi günah olur. Bu malı almak, fakirlerden başka kimseye caiz olmaz. Yalnız varisin, haram mal olduğunu bildiği halde, mirası alması caiz olur, denildi. Sual: Çalınmış malları satan bir yerden, alışveriş yapmanın mahzuru var mıdır? Cevap: Bir yerde, yağma edilmiş, çalınmış şeyler ve hayvanlar satılıyorsa, çoğunun haram olduğunu bilen kimse, buradan bir şey satın almamalıdır. Eğer ihtiyacı çoksa, nereden aldın diye sormalıdır. Helalden olduğu anlaşılan malı almalıdır. Çoğunun haram olmadığı biliniyorsa, sormadan almak caiz ise de, sormak vera olur. Eşyanın değeri, altın ve gümüşle ölçülür Sual: Alışverişte olsun, zekât gibi ibadetleri yerine getirirken olsun, dinimizin bildirdiği esas değer, ölçü birimi altın mıdır? Cevap: İnsanlar bir araya gelince, açıkgözler, başkasının hakkına saldırır, zulmedenler olur. Çünkü, her nefis, istediğine kavuşmak ister, kendine tatlı olanı almaya uğraşır. Bu şeyleri isteyen birkaç kişi çekişmeye başlar. Bir leş etrafında toplanan köpeklerin birbirlerine hırlamaları gibi, aralarında dövüşme başlar. Bunları ayırmak için, kuvvetli bir hâkim lazım olur. Alışverişte, herkes kendi yaptığının daha kıymetli olduğunu söyler. Yapılan şeylerin karşılıklı değerlerini adalet ile ölçmek lazım olur. Eşyanın değerlerini karşılıklı ölçen şey, altın ile gümüştür, yani paradır. Altın ile gümüşe Nakdeyn denir. Her milletin kullandığı kâğıt paralar, şimdi hep altın karşılığıdır. Yani, altını çok olan devletler, çok kâğıt para basabilir. Altını az olan, kâğıt parayı çok basarsa, bunların kıymeti olmaz. Çünkü, Allahü teâlâ, altın ile gümüşü para olarak yaratmıştır. Başka hiçbir şey, altının yerini tutamaz. Bunun içindir ki, zekâtın altın veya gümüş olarak hesap edilmesi ve verilmesi emrolunmuştur. Sual: Bir kimse, tarlasına, başkasına verilmek üzere buğday ekse, bu mahsul, kimin olur? Cevap: Bu konuda Fetâvâ-yı Hindiyyede deniyor ki: “Köy halkı, imam için tohum ekseler, mahsul imama teslim edilmemiş ise, mahsul tohum sahiplerinin olur. Yardım için toplanan para, mal da böyledir.” Sual: Bir mağazanın yanına ikinci bir mağaza açılırsa, birinci mağaza sahibi buna mâni olabilir mi? Cevap: Mecellenin 1288. maddesinde deniyor ki: “Bir kimsenin dükkânı yanına, başkası dükkân açarak, birincinin işi bozulsa, ikinci dükkân kapattırılamaz.” Sual: İnsanlar arasındaki muamelelerde, alışverişlerde, günah işleyen Müslümanların ve gayr-i müslimlerin sözüne de itibar edilir mi? Cevap: Bu konuda Dürr-ül-muhtârda deniyor ki: “İnsanların birbirleri arasında olan işlere Muâmelât denir. Muâmelâtta bir fasıkın veya kâfirin sözü de kabul edilir. Akıllı olan çocuk ve kadın da erkek gibidir. Bunlardan biri, 'bu eti kitaplı kâfirden aldım' derse, yemesi helal olur.” Sual: Ticaret yapan her Müslümanın, alışveriş bilgilerini öğrenmesi veya bilen birisine sorması mı gerekir? Cevap: Bu konu hakkında Câmi'ul-fetâvâda deniyor ki: “Bey ve şirâ yani alışveriş bilgilerini öğrenmeden ticaret yapmak helal olmaz. Her tacirin, tüccarın bir fıkıh âlimi bulup, işlerini buna danışarak yapması, böylece faizden ve fasit alışverişten kurtulması lazımdır.” Sual: Ortak mülklerde, binalarda yapılan masraflar, ortaklardan mı alınır? Ortaklardan biri ödemeye yanaşmazsa ne yapılır? Cevap: Bu konuda Mecellenin 1308. maddesinde deniyor ki: “Ortak mülkün tamiri, hisselere göre ortaklaşa yapılır. Hisse sahiplerinden biri yok ise ve tamir edecek olan kimse hâkimden izin alırsa, masraftan ötekine düşen payı ondan isteyebilir.” Sual: Bir bahçeye veya eve ortak olan iki kişiden biri, tamir gerektiren bir durumda ortağını zorlayabilir mi? Cevap: Bu konuda Mecellenin 1312. maddesinde deniyor ki: “Bölünebilen bir mülkün tamiri için, ortak zorlanamaz. Tamirini istemezse, mülkün bölünmesi için, zorlanır.” Sual: Bir malın ayıbını boya ile veya yama yaparak, gizleyip, kapatıp satmakta, dinimiz açısından bir mahzuru var mıdır? Cevap: Her sanatta hile yapmamak farzdır. Çürük iş yapmak ve gizlemek haramdır. İmâm-ı Ahmed ibni Hanbel hazretlerinden, gizli yama yapmayı sordular. “Kendi giymesi ve müşterinin giymek istemesi ile caiz olup, hile olarak yapmak, yani gizli yamayı, yeni diye satmak günahtır. Aldığı para haramdır” buyurdu. Sual: Satın almayacağı veya iki kişinin bir fiyatta anlaştığı malın fiyatını artırmakta, dinen bir mahzur var mıdır? Cevap: Satın almayacağı bir malın semenini, fiyatını başka müşteriler arasında yükseltmek mekruhtur. İki kişi bir malın fiyatında uyuşmuş iken, bu malı, daha yüksek fiyatla satın almak istemek de mekruhtur. Sual: İki kişi arasında alışveriş yapılırken, şahit bulundurmaları ve senet yapmaları gerekir mi? Cevap: Alış veriş yaparken, şahit bulunması veya senet yazılması lazım değildir. Fakat her ikisi de yani şahidin bulunması ve senet yazılması caizdir ve iyi olur. Senet ücreti müşteriye aittir. Sual: Satılan mal karşılığında, sahte para verilmiş ise, satıcının ne yapması gerekir? Cevap: Bir kimse sattığı malın semeni, karşılığı olarak bilmeyerek sahte para aldıysa ve o kişi de yanında ise, geri verip iyisini alır. Sahte parayı kullandı ise, iyisini isteyemez. Sual: Müşteri, parayı vermeden ve malı almadan kaybolsa, o mal satılabilir mi? Cevap: Müşteri, parayı vermeden ve malı almadan kaybolursa, o mal, başkasına satılır. Sual: Ölüm hastası diye kime denir ve böyle bir hastanın yaptığı alışveriş, vasiyet, dinen uygun olur mu? Cevap: Mecellenin 1595. maddesinde deniyor ki: “Bir sene içinde ölüme sebep olan hastalığa, Maraz-ı mevt denir. Bir yıldan uzun süren hastalık, tehlikeli hal almadıkça, maraz-ı mevt olmaz. Böyle hastanın yaptığı alışveriş caiz olup, kimse karışamaz.&rdquo […]

  • Bazı duaların orijinalleri
    on 08/05/2019 at 21:00

    1) 2) 3) 4) 5) 6) 7) 8) 9) 10) 11) 12) 13) 14) 15) 16) 17) 18) 19) 20) 21) 22) 23) 24) 25) 26) 27) 28) 29) 30) 31) 32) 33) 34) 35) 36) 37) 38) 39) 40) 41) 42) 43) 44) 45) 46) 47) 48) 49) 50) 51) 52) 53) 54) 55) 56) 57) 58) 59) 60) 61) 62) 63) 64) 65) 66) […]

  • Tevbe Suresi 5. Ayeti Nasıl Anlamalıyız?
    by halukgta on 14/05/2019 at 11:31

    Bugünkü makalemin konusu, Tevbe suresi 5. ayet olacaktır. Bu ayette geçen bazı kelimeler, Kur’an’ın bütünlüğünde düşünülmeyerek, çok farklı anlamlara çekilmiş ve Allah’ın asla söylemesi mümkün olmayan hükümler çıkartılmıştır. Önce ayeti yazalım, daha sonra üzerinde birlikte... […]

  • Kuran’a Göre Hayvanseverlik ve Vejetaryenlik
    by GerceginKitabi on 23/05/2019 at 12:44

    1) Etyemezliğin Caizliği Yiyin ve hayvanlarınızı [enam] otlatın. Aslında işte bunda akıl yetisi olanlar için kesinlikle kanıtlar vardır. 20:54 Ondan, suyunu ve otlağını çıkardı. Ve dağları yerleştirdi. Sizin ve hayvanlarınızın [enam] yararlanması için. 79:31-33 …Meyveler... […]

  • KUR’AN KADININ ÇALIŞMASINA YASAK GETİRİYOR MU? KADININ AİLEDEKİ YERİ.
    by halukgta on 22/05/2019 at 08:56

    Kur’an tüm zamanlara hitap eden yol gösterici bir ışık, rehber olduğundan, bazı konularda keskin hükümler vermek yerine, Allah kullarının düşünerek, yaşadığı ortamın, çağın gereklerine uygun davranabilmesine imkân sağlamıştır. Örneğin Kur’an, evini ya da kendi ihtiyaçlarını... […]

  • Felsefe’nin 2 önemli özelliği / Felsefe Nedir?
    by Yazganuur on 15/05/2019 at 11:33

    Felsefe Nedir? Tarih boyunca felsefe, çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Socrates (M.Ö 339) felsefeyi şöyle tanımlamıştır; “Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir” Platon (M.Ö 427-347) “Doğruyu bulma yolunda, düşünsel (idealist) bir çalışmadır.” demiştir. Augustinus (354-430) “Felsefe Tanrıyı bilmektir ve... […]

  • ENFLASYON KADAR FAİZ ALMAK MÜBAH MI?
    by Muhsin on 17/05/2019 at 09:42

    “Param enflasyon karşısında eriyor. Paramı enflasyon karşısında korumak saiki ile faize veriyorum. Aslında param reel olarak artmıyor. Sadece paramın değerini koruyorum.” Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi? Ancak gözardı edilen bir husus var. Enflasyonun... […]

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.