Dini

Dini

 

Din blogları, dinler, islami ve dini bilgiler içeren paylaşımlı dini bloglar.

  • Ailen söz konusu olunca bir başka ağlarsın..
    by EhiL on 21/05/2019 at 07:41

    Sevince  başka yanarsın.. İnsan  ailesi için bir başka yanıyor yüreği, her ne kadar olup olmadık şeye kırılıp surat assak ta bir şeylere kızıp omuz silkeleyip, umursamaz görünsekte içimize onların üzüntüsü halinde bir kor ateş düşer içimize. İster bu duyguya kan bağının etkisi diyin, ister  sevgi, yada vefa ve bir şeyin dürtüsü diyin fark etmez ama […]

  • Aşkımızın İmzası…
    by Halid on 04/04/2019 at 20:17

    Al başını omzumdan , sol yanıma bırak,  Zaman dursun, aşkı yazalım dolandırarak.. Hiç olalım birlikte, Umudumuz yazılsın kaderimize, Bize göre değil bizsizlik.. Yakışmaz tek hecede benlik, Gördüklerimiz edebimizdir dimdik.. Attığımız adımları inkar etmedik Sevmek bu kadar mı yakışır yaşayana, Ad olur her konuya, Beraber yaşlanalım, tek imzada, Tek bedende nefes alıp verip, Duyuralım sesimizi ölesiye…. […]

  • Ben Allah’tan Neden Korkmuyorum
    by EhiL on 29/04/2019 at 00:08

    Telefon çaldı, telefondan gelen seste ben neden Allah’tan korkmuyorum diyordu.. İlkin anlayamadım ne dediğini, Allah tan korkmak mı.! Bir tebessüm belirdi yüzümde ne demek istediğini anlamış olsam da iyice anlamak için sakin davrandım. Canım nasılsın ilk onu söyle bakalım dedim, Arayan 12 yaşındaki yiyenim di. Bu gün öğretmen bir şey anlattı, Allah tan korkmamız gerektiğini. […]

  • Camideki Çocukluğum…..
    by Halid on 02/04/2019 at 18:07

    Rahmetli babam abdest alırken bende yanında ona bakarken, beni de yanına çağırdı, abdest almayı anlattı o yeni öğrendiğim durum hakkında farklı bir heyecana kavuşmuştum.. Elleriyle güzelce abdest aldırırken neşe dolmuştum.. Üzerimdeki elbiseleri değiştirdi ve gideceğimiz yere hazırlık yapıyorduk elinden tutmamıştım başına çıkardı beni çok mutlu oluyordum o zaman :)) Cami ye girdik ve dizinin yanında […]

  • Gözlerimdeki Sır
    by Halid on 05/04/2019 at 18:18

    Yorgunum; Umudumun yerini kapladı kalın bir zemin örtüsü gibi ; sahte bataklık vaatler Yalan dünyada en mutlu olduğum anlar , gözlerimin kapalı olduğu ; yalnızlıklarım…. Hz. Muhammed sav, ölüm döşeğinde olan bir genci ziyaret etti ve ona “Kendini nasıl buluyorsun?” diye sordu. O da “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi, ben Allah’ın rahmetini ümit ediyorum, ama günahlarımdan […]

  • Ateizm Ne Değildir?
    by admin on 03/05/2015 at 23:06

    Bunca yıldır Ateistforum’da ve Ateizm.org’da ateizmi anlatır dururuz. Buna rağmen, gerek toplumda, gerekse Ateistforum ziyaretçileri arasında -ki bu ziyaretçiler sözde konuya ilgi duyan ve meseleyi araştırmış olması gereken kişilerdir-, ateizmin tam olarak ne olduğunun ve ne olmadığının anlaşılmadığını, netleşmediğini görüyoruz. Belki de ateizmin ne olduğundan çok, biraz da ne olmadığına değinmemiz gerek. Yanlış anlamaların ve […] The post Ateizm Ne Değildir? appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • Ateistlere Sıkça Sorulan Sorular
    by admin on 03/05/2015 at 23:05

    Ateistlere Sıkça Sorulan Sorular Ateizm nedir?   Ateizm, Tanrı inancının ve bununla bağlantılı teist inançların reddidir. Ateist, teizmin Tanrı’sının varlığının gösterilemeyeceğini, dolayısıyla tüm dayanaksız iddialar gibi temel ve varsayılan tavır olarak reddedilmesi gerektiğini düşünüyor da olabilir, böyle bir Tanrı’nın varolmadığının gösterilebileceğini düşünüyor da olabilir. Gerekçesi ne olursa olsun, kişi eğer teist Tanrı’nın varolduğu fikrini reddediyorsa, […] The post Ateistlere Sıkça Sorulan Sorular appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • Düşündürücü Sözler
    by admin on 03/05/2015 at 23:03

    “Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.” Carl Sagan   “Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.” Anatole France   “Bazı insanlar vardır, eğer bir şeyi zaten bilmiyorlarsa, onlara anlatamazsınız.” Louis Armstrong     “Gözler sadece zihnin algılamaya hazır olduğu şeyleri görür.” Henry Bergson   “Aptalca sorular sorun. Eğer sormazsanız, aptal […] The post Düşündürücü Sözler appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • TEOLOJİK AKLIN ELEŞTİRİSİ
    by admin on 03/05/2015 at 23:02

    On sekizinci yüzyıl İngiliz Teologu William Paley’in, dönemini çok etkilemiş ve günümüzde de sıklıkla başvurulan bir tezi mevcut: ” Doğada yürürken bir saat bulursanız bu saatin kendi kendine oluştuğunu düşünmezsiniz. Tasarımcısının olduğunu bilirsiniz. Çünkü işleyişinde bir düzen vardır. Doğal işleyişte de bir düzen olduğuna göre evrenin de bir tasarımcısı olması gerekir. “ Tezin kendisi bu. […] The post TEOLOJİK AKLIN ELEŞTİRİSİ appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • EVRİMSEL AHLAK
    by admin on 03/05/2015 at 23:00

    İnsan, herhangi bir başka primattan çok da farklı olmayan, bir başka türdür sadece. Çok övündüğümüz beynimiz kat kat yapıdadır (mecazi değil, fiziksel olarak); en altta bulunan, ve yüz milyonlarca yıl önceki atalarımızdan (sürüngenler) miras aldığımız (ve aynen koruduğumuz) sürüngen beynimiz; çok sosyal, insani, manevi bilmemne zannettiğimiz hareket, ilişki, davranışlarımızın neredeyse tamamını doğrudan etkiler. Yeni bulunduğumuz […] The post EVRİMSEL AHLAK appeared first on Ateizm ve Din. […]

  • Abdesti bozan şeyler
    on 13/07/2019 at 21:00

    Sual: Abdesti hangi hâller bozar, ana hatları ile abdesti bozan bu şeyler nelerdir? Cevap: Vücuttan çıkan gaita, idrar, kan, ağız dolusu kusmak, arkasını bir şeye dayayıp uyumak, namaz içinde sesli gülmek, bayılmak, deli olmak, sarhoş olmak ve imanını gideren, küfre sebep olan bir iş yapmak veya bir söz söylemek. Bunların hepsi abdesti bozar. Sual: Abdesti bozan şeyler özetle nelerdir? CEVAP Yedi şey abdesti bozar: 1- Önden ve arkadan çıkan şeyler, abdesti bozar. Yalnız, erkeğin ve kadının önünden çıkan yel, abdesti bozmaz. Bu, çok az kimsede olur. (Kulağa akıtılan ilaç, ağzından çıksa, idrar yoluna konan pamuk, ıslanıp düşse, kadınların rahme koyduğu ilaç, geri gelse abdesti bozar.) 2- Ağızdan çıkan necis şeyler. (Ağız dolusu kusmak, kan tükürmek bozar.) 3- Deriden kan ve irin gibi şeylerin çıkması. (Göz hastalığı sebebiyle, gözünden ağrıyla yaş akması, burnundan veya kulaktan gelen kan ve irinin dışarı çıkması bozar. Maliki'de ise bozmaz.) 4- Uyumak. (Bir yere dayanıp uyusa, dayandığı şey alınınca düşecek gibi olursa bozulur.) 5- Bayılmak. (Sarası tutarsa veya delirse abdest bozulur.) 6- Namazda kahkaha ile gülmek. 7- Mübaşeret-i fahişe, yani karı koca çıplak olarak avret yerlerini sürtünmek. (Başka yerlerine dokunmak şehvete sebep olsa da, Hanefi’de abdesti bozmaz.) Mübaşeret-i fahişe Sual: S. Ebediyye’nin abdesti bozanların yedincisinde, (Mübaşeret-i fahişe yani çıplak olarak, çirkin yerlerini birbirine sürtmek, erkeğin de, kadının da abdestini bozar) deniyor. Bazı kitaplar bozmaz diyor. Hangi kavli esas almalıdır? CEVAP Bu hususta iki ayrı kavil vardır. İbni Âbidin hazretleri bildiriyor ki: Mübaşeret-i fahişede, ıslaklık olmasa da, mutemed olan, İmam-ı a’zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’un, kavline göre abdest bozulur. İmam-ı Muhammed’e göre ise, ıslaklık yoksa abdest bozulmaz. El-Haik kitabının sahibi, İmam-ı Muhammed’in kavlini sahih kabul etmiştir. El-Bahr ve En-Nehir sahipleri ise, (Sahih olan, El-Hılye’nin naklettiği, İmam-ı a’zam ile İmam-ı Ebu Yusuf’un kavlidir) demişlerdir. (Redd-ül muhtar) Bazı kitaplar, İmam-ı Muhammed’in kavlini esas almışlarsa da, Halebi, Dürr-ül-muhtar, Mizan-ül-kübra gibi kıymetli kitaplarda, Şeyhayn’ın kavlinin müftabih olduğu, bununla amel etmek gerektiği bildirilmektedir. Böyle durumlarda ihtiyata riayet etmek elbette iyidir. Hattâ başka mezhepte bozar denilen şeyi yapmamak da müstehabdır. Mesela Şâfiî mezhebinde çıplak olarak hanımının veya yabancı kadının eline dokunmak abdesti bozar. Hanımına dokunan Hanefî’nin, meşakkat yoksa, yeniden abdest alması müstehab olur. Her zaman ihtiyatlı hareket etmek iyi ise de, meşakkat olunca, kendini zorlamayıp, ruhsatla amel etmek daha iyidir. Fitil Sual: Tam İlmihal’de, (Bir şeyin hepsi girip çıkarsa, abdesti de, orucu da bozar) deniyor. Erkeğin arkadan, kadının ön veya arkadan kullandığı fitil, abdesti ve orucu bozar mı? Bir de çubuklu bir aletle hap konuyor, bu farklı mı? CEVAP Gündüz oruç iken, içeri tamamen giren şey, orucu bozar. Fitil de bozar. Yarısı dışarıda kalırsa orucu bozmaz. Fitil içeri girdikten sonra, dışarı çıkarsa abdesti bozar. Fitil içeri girip çıkmazsa, abdesti bozmaz. Çubukla konan farklıdır; çünkü içeri girince, çubuğa az da olsa içeriden bir yaşlık bulaşır. Yaşlık, çubukla dışarı çıkınca abdest bozulur. Gülmek Sual: Cenaze namazında ve tilavet secdesi yaparken, kahkaha ile gülmek, abdesti bozar mı? CEVAP Abdesti bozmaz ama namaz ve tilavet secdesi bozulmuş olur. (Redd-ül-muhtar, Hindiyye) Dişteki kan Sual: Dişim kanıyor. Tükürünce tükürükten fazla oluyor. Bazen ayda bir veya haftada bir burnum kanıyor. Elde olmadan gelen bu kanlar abdesti bozar mı? CEVAP Evet, bozar; ama Maliki mezhebi taklit edilirse, böyle elde olmadan akan kanlar semavi özür olduğu için bozmuyor. Yaradan çıbandan kan akması, basurdan kan gelmesi, elde olmadan idrar damlaması birer semavi özür oluyor ve Maliki’de abdesti bozmuyor. Onun için Maliki’yi taklit etmenizi tavsiye ederiz. Tükürükteki kan Sual: Tükürükteki kanın tükürükten çok olması, renk yönünden midir? CEVAP Evet. Kan emilince Sual: Sülük, tahtakurusu, sivrisinek gibi haşereler kan emse abdest bozulur mu? CEVAP Sülük, çok kan emerse, etrafa yayılıp abdesti bozar. Diğerleri bozmaz. Sivrisinek Sual: Sivrisinek soktuğu zaman abdest bozulur mu? CEVAP Bozulmuş olmaz. Kan pıhtısı Sual: Sümük içindeki kan pıhtısı abdesti bozar mı? CEVAP Kan pıhtısı abdesti bozmaz. Akan kan abdesti bozar. Burundan gelen katı kan Sual: Burundan katı kan gelmesi abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz. Toplu iğnenin başı kadar Sual: Toplu iğnenin başı kadar çıkan kan, abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz. Özürlü olanın Sual: Eldeki kandan özürlü olanın, ayağı kanasa, abdest bozulur mu? CEVAP Evet. Yaradan su çıkınca Sual: Kaşıdığımız yaralardan su çıkınca abdest bozulur mu? CEVAP Mayasıl, parmak arası pişinti, kabarcık, uyuz, çiçek suları ve yakı konulan yerden çıkan sular abdesti bozmaz diyen âlimler vardır. Zaruret halinde buna göre amel olunur. (Redd-ül-muhtar) Sivilceden çıkan kan Sual: Abdest alırken sivilcelerin kimi patlıyor ve çok uzun süre kan akıyor. Bunlarla ilgili abdest alırken nasıl hareket etmeliyim? CEVAP Kan işinin en kolay yolu Maliki mezhebini taklit etmektir. Maliki mezhebini taklit ediyorum diye kalbinizden geçirirseniz sivilcelerden çıkan kanlar abdestinizi bozmaz. Renksiz su Sual: Yaradan çıkan sarı su veya renksiz su abdesti bozar mı? CEVAP Yaradan ağrılı çıkan renksiz su, abdesti bozar. Ağrısız olarak çıkıyorsa, abdesti bozmaz. Ağrısız gibi, ağrılı çıkan renksiz suyun da, abdesti bozmayacağını bildiren âlimler olduğu için, uyuz, çiçek ve egzamalı olanların bu kavle uymaları caiz olur. Toksinli su Sual: Bazı hastalıklar için ayak altına Chi patche denilen Çin yakısı vuruluyor. Bu yakı, vücuttaki toksinleri emiyor. Yakı, çıkarıldığı zaman su ile ıslatmış gibi yamyaş oluyor. Sağlam deriden çıkan bu toksinli su, abdesti bozar mı? CEVAP Aynen ter gibidir, dört mezhepte de abdesti bozmaz. İlaç dışarı çıkarsa Sual: Deri altına enjektörle verilen ilâç, dışarı çıkınca abdest bozulur mu? CEVAP Bozulmaz. İlâçla birlikte kan da çıkarsa bozulur. Kulağa damlatılan ilaç Sual: Kulağıma damlattığım yağlı ilaç, ağzımdan ve burnumdan geldi. Abdestim bozuldu mu? CEVAP Kulağa damlatılan yağ, burundan çıkınca bozmaz, ağızdan çıkarsa bozar. Ellerini çenesine dayayarak uyumak Sual: Teşehhüddeki gibi oturup veya bağdaş kurup iki dirseğini iki dizi üzerine koyarak ellerini çenesine dayayıp uyumak veya taburede dirseğini dizine dayayıp uyumak abdesti bozar mı? CEVAP Evet, bozar. Taburede otururken Sual: Taburede oturup uyumak abdesti bozar mı? CEVAP Temkinli oturup uyunursa abdest bozulmaz. Temkinli uyumak Sual: Sandalye veya koltukta sırtımızı arkaya dayamadan, kollarımızı, dizlerimizin üstüne yaslayarak otururken uyumak bozar mı? CEVAP Temkinli olursa bozmaz. Temkinli olmak demek, abdestin bozulmaması için dikkatli olmak demektir. Dayandığı şey çekilince düşmezse temkinli uyuyor demektir, bozmaz. Gözyaşı Sual: Baş ağrısı sebebiyle gözden yaş gelse, abdest bozulur mu? CEVAP Bozulmaz. Gözdeki bir ağrı sebebiyle gelirse bozar. Soğan doğrarken Sual: Soğan doğrarken, gözden çıkan yaş, abdesti bozar mı? CEVAP Hayır, bozmaz. Çapak Sual: Gözden çapak çıkması abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz. Sivilceden çıkan Sual: Yüzdeki sivilceden veya siyah kabarcığın içinden çıkan kuru iltihap gibi olan şey abdesti bozar mı? CEVAP Bahsettiğiniz şeyler, yağ bezleri falan ise abdesti bozmaz. Baş dönmesi Sual: Hap içip başı dönse, sallanarak yürüse abdest bozulur mu? CEVAP Baş dönmesi bozmaz, hap sarhoş etmişse bozulur. Kulaktaki akıntı Sual: Kulaktaki akıntı, ağrısız olarak dışarı çıksa abdesti bozar mı? CEVAP Evet. Kıl kurdu ve solucan Sual: Kendiliğinden çıkan kıl kurdu ve solucan, abdesti bozar mı? CEVAP Bozar. Kıl çekince Sual: Yüzden kıl çekilince, kıl dibindeki yağ bezesi de kıl ile dışarı çıkarsa abdest bozulur mu? CEVAP Bozulmaz. Şeytan tırnağı Sual: Şeytan tırnağı denilen, tırnak kenarında ete batan kısım koparılınca abdest bozulur mu? CEVAP Abdest bozulmuş olmaz. Saç, sakal, bıyık, tırnak kesmekle de abdest bozulmuş olmaz. Kesilen yerleri yıkamak lazım olmaz. Derideki yaraya merhem sürülmüş ise, merhemin üstü yıkanır. Yıkamak yaraya zarar verirse, mesh edilir. Yıkadıktan sonra merhem düşerse, altı iyi olmuş ise, altı yıkanır, iyi olmamış ise, yıkanmaz. Namazda yel kaçıran Sual: Bir kimse her namazda yel kaçırdığını hissediyor. Başka zaman olmuyor, ne yapmak lazım? CEVAP Bu konuda hadis-i şerif var. Bunu şeytan yapıyormuş. Dübür kısmını üflüyor, insanı şüpheye düşürüyormuş. Onun için Peygamber efendimiz, (Bir ses ve koku duymadıkça abdestiniz bozulmuş olmaz) buyuruyor. Demek ki bu vesvesedir, önem vermemek gerekir. Eğer, elinde olmadan gerçekten yel çıkıyorsa, o zaman Maliki mezhebini taklit eder. Çünkü Maliki mezhebinde elde olmadan çıkan gaz abdesti bozmaz. Yel ve idrar kaçırmak Sual: Ara sıra elde olmadan tutamayarak yel ve idrar kaçırmak abdesti bozar mı? CEVAP Maliki taklit edilirse bozmaz. Alkollü parfüm Sual: Alkollü parfüm kullanmak abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz, namaza da mani olmaz. Şehvetle bakmak Sual: Yabancı kadına şehvetle bakmak Hanefi ve Maliki mezheplerinde abdesti bozar mı? CEVAP Şehvetle bakmak haram ise de abdesti bozmaz. İbadetlerin sevablarını yok eder. Müstehcen resime bakmak Sual: Müstehcen resim ve porno filmleri izlemek guslü ve abdesti bozar mı? CEVAP Guslü de bozmaz, namaz abdestini de; ama bunları seyretmek haramdır, günahtır. Mezi gelirse abdesti, meni gelirse guslü de bozar. Alkollü krem ve kolonya Sual: İçinde alkol bulunan cilt kremi veya kolonya abdesti bozmaz mı? CEVAP Bozmaz, namaza da mani olmaz. Abdestin bozulmasıyla günah farklıdır Sual: Deniz kenarında bikinili bayanları görüyoruz. Bu durumda guslümüz ve abdestimiz bozulur mu? CEVAP Bikinili kadınlara bakınca namaz abdesti de bozulmaz, gusül abdesti de. Fakat bakmak günah olur. Saçını erkeklerin görmesi Sual: Bir bayanın abdest aldıktan sonra, saçlarını erkeklerin görmesi abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz. Günah ayrı abdestin bozulmuş olması ayrıdır. Kadın doktorunun abdesti Sual: Erkek veya bayan kadın doktoru veya ebe, Ramazanda, abdestli iken bir kadına doğum yaptırsa, orucu, guslü veya abdesti bozulur mu? CEVAP Hanefi mezhebindeki kadın doktorunun veya ebenin, Ramazan-ı şerifte doğum yaptırmakla orucu, abdesti ve guslü bozulmuş olmaz. Zaruretsiz erkek doktora doğum yaptırmak caiz olmaz. Kumar ve abdest Sual: Kumar oynamak abdesti bozar mı? CEVAP Kumar oynamak büyük günah ise de, kumar oynamakla abdest bozulmaz; fakat tekrar abdest almak müstehabdır. (Ebussuud Efendi Fetvaları) Oyun kâğıtları Sual: Oyun kâğıtlarına el sürmek ve parasız eğlence için oynamak abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz, fakat kâğıt oynamak mekruhtur. Çayına bile oynansa haram olur. Tavla oynamak Sual: Tavla oynamak abdesti bozar mı? CEVAP Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Tavla oynadıktan sonra kalkıp namaz kılan, irin ve domuz kanı ile abdest alıp namaz kılana benzer.) [İ. Ahmed] Yani tavla oynamak her ne kadar abdesti bozmaz ise de, yeniden abdest almalıdır. Ayağa batan ok Sual: Hazret-i Ali, ayağına batan bir okun acısını duymamak için, (Ben namaza durunca çıkarın) buyuruyor. Hâlbuki ayağı yaralı olduğu için kan akıyor. Bu durumda abdest bozulacağı için namaz bozulmuş olmaz mı? Hazret-i Ali niye böyle namaz kıldı? CEVAP Yarasından kan akan özür sahibi olabilir. O haliyle namaz kılar. Devamlı idrar ve yel kaçıran yani gelen yeli tutamayan da özürlü olarak namazını kılar. Sonra diğer üç mezhepte kanamak abdesti bozmaz. Belki Hazret-i Ali’nin ictihadı da öyle idi. Uyku abdesti bozar Sual: Vehhabiler, Mekke’de yatıp uyuduktan sonra, kalkıp namaz kılıyorlar. Bunların mezhebinde uyumak abdesti bozmuyor mu? CEVAP Dört hak mezhepte de yatıp uyumak abdesti bozar. Vehhabiler, dört hak mezhebin dışında oldukları için öyle yapıyorlar. Uykunun abdesti bozmasında dört mezhebe göre bazı farklılıklar vardır: Hanefî mezhebinde: Makatın gevşek olacağı bir hâlde, mesela yan veya sırt üstü yatarak veya dirseğine yahut bir şeye dayanıp uyumak abdesti bozar. Dayandığı şey çekilince düşmezse, bozulmaz. Namazda düşmeden uyumak abdesti bozmadığı gibi, namaz dışında dizleri dikip, başını dizlerine koyarak, diz çökerek, bağdaş kurarak, teverrük ederek uyumak da bozmaz. Hanbelî mezhebinde: Her ne hâl ve şekilde olursa olsun, uyku abdesti bozar. Ancak az sayılan oturma ve ayakta durma hâlindeki hafif uyku abdesti bozmaz. Mâlikî mezhebinde: Ağır uyku, kısa sürse de abdesti bozar. Yatsa da, otursa da, secde hâlinde olsa da, hattâ ayakta olsa da abdesti bozar. Kısa bir an olursa bozmaz. Şâfiî mezhebinde: Eğer makatı yere yerleşmişse, uyumak abdesti bozmaz. Bunun haricindeki uyku şekilleri bozar. Şu hâlde yatarak uyumak dört mezhepte de abdesti bozuyor. (Mezahib-i Erbaa, Mizan-ül Kübra, Hindiyye) Demek ki, dayanmadan uyumak, sadece Hanefî’de bozmuyor. Onların yatıp uyuduktan sonra, kalkıp abdest almadan namaz kılmaları, dört mezhepte de caiz değildir. Kerahat vaktinde Sual: Bir kimse, ikindi namazını geciktirip akşama çok az bir zaman kala kılarken, namazda kahkahayla gülse, namazı bozulduğu gibi abdesti de bozulmuş olur mu? CEVAP Mekruh vakitte olduğu için abdesti bozulmuş olmaz. Mekruh vakit olmasaydı abdesti de bozulmuş olurdu. (Fetava-i Kadıhan, Hindiyye) Avret yerini yıkamak Sual: Su bulunmayan yerde küçük abdestini yapan, su bulunca, abdest alıp sonra idrar bulaşıklarını yıkarken, elini ön avret yerine değdirse abdesti bozulur mu? CEVAP Hayır, abdesti bozulmaz. Şâfiî’de kadın ve erkeğin abdesti bozulur. Mâlikî ve Hanbeli’de, sadece erkeğin abdesti bozulur. Bademcik iltihabı Sual: Abdest alırken, bademciklerden nohut büyüklüğünde iltihap gelse, abdesti bozar mı? CEVAP Hayır, bozmaz. Kulak kiri Sual: Kulağın içinden çıkan kirler abdesti bozar mı? CEVAP Bozmaz. Basur çıkması ve abdest Sual: Çıkan basur, el veya bir bezle yerine konsa, abdest bozulur mu? CEVAP Evet, bozulur, çünkü eline necasetten bir şey bulaşmıştır. Yani içeriden bir şey dışarı çıkmış oluyor. (Hindiyye) Sigara ve abdest Sual: Sigara veya bira içmek, abdesti bozar mı? CEVAP İkisi de bozmaz. Biranın haram olması ayrı, abdesti bozup bozmaması ayrıdır. İnsan haram olan idrarı veya kanı içse haram işlemiş olur; fakat abdesti bozulmuş olmaz. Sargılı yara Sual: Yaradan çıkan kan ve irin, sargıdan dışarı çıkarsa abdest bozulur mu? CEVAP Evet, abdest bozulur, sargının dışına çıkmazsa bozulmaz. Eğer sargı iki üç kat olur da ıslaklık bir kısmına geçerse, yine abdest bozulur. (Hindiyye) Böyle yaralı durumlarda, Mâlikî mezhebi taklit edilirse akıntılar abdesti bozmaz. Bebeğin altını temizlerken Sual: Bebeğin altını temizlerken, ön veya arka avret yerine elinin içiyle dokununca abdest bozulur mu? CEVAP Hanefi’de ve Maliki’de bozulmaz. Şafii’de ve Hanbeli’de bozulur. Abdestin bozulması Sual: Avret yerine dokunmakla Şâfiî ile Mâlikî’de abdestin bozulması farklı mıdır? CEVAP Evet, farklıdır. Mâlikî'de sadece erkek, kendi ön avret yerine dokununca abdest bozulur, başkalarının avret yerine dokunsa bozulmaz. Şâfiî'de ise, kendinin, başkalarının, hattâ altını temizlediği erkek veya kız bebeğin ön veya arkasına dokunmakla abdest bozulur. Mâlikî'de bozmaz. Şâfiî'de parmak uçları ve aralarıyla dokunulsa abdest bozulmaz. Sadece çıplak olarak parmakların içiyle ve avuç içiyle dokunmak bozar. Mâlikî'de ise, avuç içi veya elin yan tarafları veya parmakların alt ve yan kısımları veya baş taraflarıyla ön avret yerine çıplak olarak dokunursa abdesti bozulur. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea) Şâfiî'de abdesti bozar Sual: Şâfiî mezhebinde, genç bir erkeğin çok yaşlı bir kadının eline dokunması abdestini bozar mı? Diğer üç hak mezhepte durum nasıldır? CEVAP Şâfiî'de bozar. Hattâ çok yaşlı pirifâni denilen bir erkek, çok yaşlı bir nineye dokunsa her ikisinin de abdesti bozulur. Şehvet kastı olmasa da, nine çok çirkin olsa da, hattâ ölü olsa da yine abdesti bozulur. Yedi yaşından büyük kız çocuklarına dokunmak da abdesti bozar. Yedi yaşından küçük ise bozmaz. Hanbelî mezhebinin hükmü de bu konuda Şâfiî gibidir. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea) Mâlikî mezhebinde ise lezzet kastıyla dokunursa bozulur. Lezzet kastıyla dokunmaz, ama dokununca lezzet alırsa abdesti bozulur. Lezzet kastıyla dokunur, fakat lezzet duymasa da abdesti bozulur. Yedi yaşından küçük bir kız çocuğuna veya çok yaşlı kadına dokunmak abdesti bozmaz. Kadının saçına lezzet kastıyla dokunmak da abdesti bozar veya lezzet kastı olmadan kadın saçına dokunulur da lezzet duyarsa abdest bozulur. Ama kadın saçları erkeğe dokunursa kadının abdesti bozulmaz. Çünkü kadın, bundan bir şey hissetmez. Hanbelî ve Şâfiî’de ise, saça dokunmak abdesti bozmaz. (El-fıkhü alel mezahibil-erbea) Hanefî mezhebinde ise, genç de olsa kadına dokunmak abdesti bozmaz. Hattâ şehvetle de dokunsa bozmaz. Dokununca şehvetlense de, şehvetlenmese de, mezi gelmedikçe abdesti bozulmuş olmaz. Namazda gülmek Sual: S. Ebediyye kitabında, (Namazda gülmeyi yanındakiler işitirse, kahkaha denir. Kahkahayla gülmek abdesti bozar) deniyor. Ben bu ifadeden, yanımda kimse yoksa veya oradakiler sağırsa yahut çok gürültü olup duyamıyorlarsa, kahkahayla da gülsem, abdestimin bozulmayacağını anlıyorum. Anladığım doğru mu? CEVAP Doğru değildir. Yanımızda insan olmasa da, yanımızdakiler duyabilecek kadar bir sesle gülmek abdesti bozar. İsterse yanımızda hiç kimse olmasın, ölçü onların duyması değil, oradaki kimselerin duyabileceği derecede gülmektir. Bunun gibi, namazda kendi işiteceğimiz kadar bir sesle okumamız gerekir. Gürültü olur da, kendimiz işitmesek, yine aynı tonda okuduğumuz için namaz sahih olur. Sual: Saçı, sakalı, bıyığı tıraş etmek, tırnak kesmek, abdesti bozar mı, eğer bozmazsa tırnak kesildiği zaman parmakları yıkamak gerekir mi? Cevap: Saç, sakal, bıyık, tırnak kesmek abdesti bozmaz. Kesilen yerleri yıkamak da lazım olmaz. Fıkh-i Gîdânî şerhinde diyor ki: “Tırnak kesince, abdest bozulmaz. Elleri yıkamak müstehab olur.” Yara üzerindeki kabuğun düşmesi ile de abdest bozulmaz. Sual: Bir kimse abdestli iken, sülük veya sivrisinek, bu kimsenin kanını emse, abdesti bozulur mu? Cevap: Sülük, çok kan emerse, abdest bozulur. Sinek, sivrisinek, pire, tahta biti gibi haşereler, çok emseler de abdest bozulmaz. Sual: Şehvetlenip mezi gelirse, abdest bozulur mu? Cevap: Vedi, mezi çıkınca dört mezhepte de abdest bozulur. Hanbelide gusül abdesti de lazım olur. Sual: Abdestli iken çocuğunu emziren bir kadının abdesti bozulur mu? Cevap: Çocuk emziren kadının abdesti bozulmaz. […]

  • Abdestle ilgili çeşitli sorular
    on 13/07/2019 at 21:00

    Sual: Namaz âyeti Mekke’de, abdest âyeti ise Medine’de indiğine göre, Mekke’de namaz abdestsiz mi kılınıyordu? CEVAP Abdest, Mekke’de [Miracda] namaz ile birlikte farz oldu. Hatta, evvelki ümmetlere de farz idi. Miracdan önce, Eshab-ı kiram da abdestle namaz kılardı. Kıyamete kadar, ümmetin ihtilafa düşmemesi için, Maide suresinde emredilerek önemi bildirildi. (Redd-ül-muhtar) Tuvalet yanında abdest Sual: Banyomuzda alafranga tuvalet de var. Böyle banyoda abdest alınır mı? CEVAP Banyoda tuvalet olsa da, abdest alınır, abdest duaları okunur, gusledilir. Abdest alana selam Sual: Abdest alana selam verilir mi? CEVAP Evet. Karanlıkta abdest Sual: Zifiri karanlıkta abdest almak caiz mi? CEVAP Evet. Abdestmatik Sual: Abdestmatik aletiyle abdest almanın mahzuru var mıdır? CEVAP Şu şartlar yerine getirilirse mahzuru olmaz: 1- Her uzuv ayrı ayrı üç kere, ayrı su ile yıkanabiliyorsa, 2- Su israf edilmiyorsa, 3- Her uzvu yıkarken, delk yapılabiliyorsa yani ovalanabiliyorsa. Abdestten sonraki vesvese Sual: Abdestten sonra ara sıra, (Acaba başımı mesh ettim mi?) veya (Abdestim var mı?) diye şüphe eden ne yapar? CEVAP Vesvesedir, buna itibar etmez, yeniden abdest almaz. İhtilam ve abdestli yatmak Sual: Abdestli yatan ihtilam olmaz mı? CEVAP İhtilam olmak tabii haldir. Abdestli yatmakla bir ilgisi yoktur. Yani abdestli yatan da ihtilam olabilir. Abdestsiz camiye girmek Sual: Namaz kılıp camiden çıkınca abdesti bozulan kimse, camide şemsiyesini unuttuğunu hatırlasa, şemsiyesini almak için camiye abdestsiz girmesi caiz mi? CEVAP İhtiyaç olduğu için girip hemen çıkması caizdir. Hayrını gör Sual: Abdest almış olana, (Hayrını gör) demek caiz midir? CEVAP Evet caizdir; çünkü o bir duadır. İç sürmesi Sual: Tam İlmihal’de özür bahsinde, abdesti bozduğu bildirilen iç sürmesi ne demektir? CEVAP İç sürmesi, ishal demektir. Abdesti bozanlar Sual: Hanefî birinin, diğer üç mezhepte abdesti bozacak şeyi yapınca, mesela yabancı kadının eline veya kendinin yahut çocuğun avret yerine dokununca, ölü yıkayınca, abdesti bozulur mu? CEVAP Hayır, kendi mezhebinde bozmayan hususlar, abdesti bozmaz. Ancak, başka mezhepte farz olan bir şeyi yapmak, kendi mezhebimizde mekruh değilse, bunu yapmak müstehab olur. Yara kabuğunun düşmesi Sual: Yara kabuğunun düşmesiyle, su değmemiş kuru yer kalacağı için, abdest bozulmuş olur mu? CEVAP Hayır, abdest bozulmuş olmaz. (S. Ebediyye) Kullanılan elle mesh Sual: Abdestte kollardan artan suyla baş mesh edilebilir mi? CEVAP Kollardan artan suyla başı mesh etmek caiz değildir. (Redd-ül-muhtar) Abdest alırken Sual: Abdest uzuvlarını, bildirilen huduttan daha fazla yıkamak uygun mudur? CEVAP Bildirilen huduttan çok fazla yıkamamalı, fakat yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak müstehabdır. Mesela, kolları dirsekleri biraz aşarak yıkamak iyi olur, ama aşırı davranıp omuzlara kadar yıkamak uygun olmaz. Meal abdestsiz tutulmaz Sual: Latin harfleriyle yazılmış Kur'an-ı kerim meallerini veya tefsirlerini abdestsiz tutmak caiz midir? CEVAP Hayır, abdestsiz tutmak caiz değildir. Abdesti tez almalı Sual: Kuru yer veya delk edilmemiş, ovulmamış yer kalır endişesiyle, abdest almayı uzatıyorum. Bunun bir sakıncası var mıdır? CEVAP Abdest almayı uzatmak vesveseden kaynaklanır. Vesvese ise günahtır. Birkaç dakika içinde almalı. Namazı ise acele etmeden tâdil-i erkâna riayet ederek kılmalı. Abdestin tez alınması, namazın yavaş kılınması hakkında halk arasında çeşitli sözler söylenir: Mesela, (Abdesti yel gibi, namazı yıl gibi) ve (Abdesti kuş gibi, namazı taş gibi) dendiği gibi, (Abdesti deli gibi almalı, namazı ölü gibi kılmalı) veya (Veli gibi kılmalı) da denir. Başı mesh etmek Sual: Kur’anda, abdestin farzları arasında, (Başı mesh etmek) ifadesi geçiyor. Peygamberimiz, tatbikatıyla başın ne kadarının mesh edileceğini bildirmemiş mi de, mezheplerde farklılık gösteriyor? CEVAP Evet, Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", nasıl abdest alındığını tatbiki olarak göstermiştir. Başın tamamını mesh etmiştir. Ancak Peygamber efendimizin her yaptığı sünnet olmuyor, farz olanları da yapıyor. Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" başın tamamını sünnet olarak mı, yoksa farz olarak mı mesh etti? Bu durum açıkça bilinemediği için müctehidler, farklı ictihad ettiler. (Abdestte başınızı mesh edin!) âyet-i kerimesi için, İmam-ı Mâlik ile İmam-ı Ahmed bin Hanbel, (Baş denince başın tamamı anlaşılır ve başın tamamını mesh etmek farzdır) şeklinde ictihad ettiler. İmam-ı a’zam hazretleri ise, (Bir şeyin dörtte biri tamamı yerine geçer. Başın dörtte birini mesh eden tamamını mesh etmiş olur) buyurdu. İmam-ı Şâfiî ise, (Mesh demek yıkamak demek değildir, ıslak eli sürmektir. Başa bir parmakla sürülse de mesh edilmiş olur) diye ictihad etti. İmam-ı Mâlik ile İmam-ı Ahmed, (Resulullah başın tamamını farz olarak mesh etmiştir) hükmüne varırken, İmam-ı a'zam ve İmam-ı Şâfiî, (Resulullah başın tamamını sünnet olarak mesh etmiştir) hükmüne vardılar. Diğer iki hak mezhepte farz olduğu için, başın tamamını mesh etmeyi hiç terk etmemelidir. Abdest gusle bağlıdır Sual: Abdestin farzları arasında gusletmek olmadığına göre, abdestin sahih olması için, abdestin farzlarına uymak yetmez mi? (Abdestin sahih olması, guslün sahih olmasına bağlıdır) demek yanlış değil mi? CEVAP Yanlış değildir. Guslü sahih olmayanın, abdesti de, namazı da sahih olmaz. Yani cünüp olan kimse, gusletmeden sadece abdest alsa, o abdestle namaz kılamaz. Gusül, abdest ve namaz birbirine bağlıdır. Cünüplükten gusletmedikçe, abdest ve namaz geçerli olmaz. Guslün sahih olması için de, gusle mâni olan her şeyi ortadan kaldırmalıdır. Mesela sakız, oje gibi şeyler varsa bunların altına su geçmez ve gusül sahih olmaz. Diş dolgusu da bunlardan biridir. Diş dolgusu olanın, mutlaka Mâlikî veya Şâfiî mezhebini taklit etmesi gerekir. Diş çektiren Sual: (Diş çektiren, abdestinin bozulmaması için, abdest alırken ağzındaki kanı su ile yutmalıdır) deniyor. Niye bize kan yutturuluyor ki? Kan yutulmazsa abdest olmaz mı? CEVAP Zaruretsiz kan yutmak da, kan yutturmak da doğru olmaz. Abdestte ağzı yıkamak farz değildir. Kan durmazsa ve vaktin çıkma tehlikesi varsa, böyle bir mazeretle ağzı yıkamak gerekmez. Zaten kan yutulsa bile, yine kan çıkar. Yani kan yutmak bir çare değildir. Mazeretinden dolayı, dişine pamuk koyarak, ağzını hiç yıkamadan abdestini alıp namazını kılabilir. Eğer Mâlikî'yi taklit ediyorsa, ağzından kan çıksa da, abdesti bozulmuş olmaz. Abdestin farz olması Sual: Namaz âyeti Mekke’de, abdest âyeti ise Medine’de inmiştir. Mekke’de namaz abdestsiz mi kılınıyordu? CEVAP Hayır, abdestle kılıyorlardı. Abdest almanın farz olduğu Peygamber efendimize bildirilmişti. Hattâ önceki ümmetlere de farzdı. Yani namazı abdestsiz kılan ümmet olmadı. Miracdan önce, Eshab-ı kiram da, namazı abdest alarak kılardı. Eğer abdest âyeti inmeseydi, (Yalnız Kur’an) diyen mezhepsizler, (Kur’anda abdest âyeti yoktur) diyerek Müslümanlara abdestsiz namaz kıldırırlardı. İşte bunun gibi olumsuz durumların meydana çıkmaması için, abdest âyet-i kerimesi inerek abdestin önemi bildirildi. (Redd-ül-muhtar) Abdest âyeti gelmeden önce, alınan abdestle ilgili Sahih-i Müslim’deki bir hadis-i şerif şöyledir: Câbir radıyallahü anh, abdest alıp mestleri üzerine mesh edince (Niçin böyle yaptın?) diye sordular. O da, (Ben Resulullah’tan "sallallahü aleyhi ve sellem" böyle gördüm) dedi. Mecmau'I-Beyân adlı eserde deniyor ki: Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" bu âyet ininceye kadar her amelini abdestli yapardı. Hattâ sorulan suallere bile abdestsiz cevap vermezdi. Şu hâlde abdestin, vahy-i gayri metlü olduğu gibi, eski şeriatlardan beri devam ettiği de anlaşılmaktadır. Çünkü Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" abdest alıp, (İşte bu aldığım abdest, benim ve benden önceki Peygamberlerin abdestidir) buyurmuştur. (Dürer ve Gurer) Müstehabı yapan, sünneti de yapmış olur Sual: Kitaplarda, sünnetin sevabının müstehabdan çok fazla olduğu bildiriliyor. Fakat (Rükû ve secde tesbihlerini 3 kere söylemek sünnettir. 5, 7, 9 veya 11 kere söylemek ise müstehabdır. Abdestte ağzı yıkarken, dişleri diş fırçasıyla veya başka bir şeyle temizlemek sünnettir. Bu işi misvakla yapmak müstehabdır) deniyor. Müstehabı yapıp da, sünnetten mahrum kalmak doğru olur mu? CEVAP Müstehab olanı yapınca, sünnet de yapılmış oluyor, daha fazla sevab alınıyor, sünnetten mahrum kalınmıyor. Daha fazla sevabdan mahrum kalmamak için, müstehabları da yapmaya çalışmalıyız. Sual: Karı-koca, ihtiyaç hâlinde, abdestte ve gusülde birbirine yardım etmeye mecbur mudur ve soğuk su kendisine zarar veren kimse, teyemmüm yapabilir mi? Cevap: Bu konu ile alakalı olarak Merâk-ıl-felâhın Tahtâvî hâşiyesinde diyor ki: “Karı-koca birbirlerinin abdest ve namazlarına yardım etmeye mecbur değil iseler de, böyle ihtiyaç durumlarında erkeğin hanımından yardım istemesi lazımdır. Şehir, köy dışında olan bir kimse, sıcak su bulamazsa ve soğuk su ile gusül, boy abdesti alınca, hasta olacağından da korkarsa, teyemmüm eder. Şehir içinde de böyle olduğuna fetva verildi.” Sual: Dinimizde abdestsiz olarak namaz kılmanın hükmü nedir ve namaz kılarken abdesti bozulan kimse nasıl hareket eder? Cevap: Abdestin farzları, sünnetleri, edebleri ve bozan şeyleri vardır. Abdesti, bunlara riayet ederek almalıdır. Bir kimse, abdestsiz olduğunu bilerek zaruretsiz olarak namaz kılarsa, imanı gider, kâfir olur. Namaz kılarken abdesti bozulan kimse ise, hemen omuzuna selam verip, namazdan çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp, namazını baştan tekrar kılar. Sual: Bir kimse, abdest alırken ağzına ve burnuna su vermeyi unutsa, bu abdest ile kıldığı namaz kabul olur mu? Cevap: Abdest alırken ağza ve burnuna su vermek, farz değil sünnettir. Abdestin farzları yerine geldiği için kılınan namaz sahih olur. Sual: Her zaman abdestli bulunmak dinimizce tavsiye edilmiştir. Fakat hangi ibadetleri yapmak için abdest almak farzdır? Cevap: Kur’an-ı kerimi tutabilmek, beş vakit namazı ve cenaze namazını kılmak ve bir de tilavet secdesini yapmak için abdest almak farzdır. Sual: Abdest alırken, bıyık ve sakal altındaki deriyi de yıkamak şart mıdır? Cevap: Abdest alırken, gözlerin, ağzın, burnun içini, sık sakal ve pire, sinek tersi, kaş, bıyık altındaki deriyi yıkamak farz değildir. Bunların üstü yıkanır. Sual: Elin üzerinde kabuk bağlamış çıbanı, abdest alırken yıkamak gerekir mi? Cevap: Kabuk altındaki çıban yıkanmaz. Tırnak üzerinde kalan kına da böyledir. Ojenin altını yıkamak farzdır. Dar yüzüğü, altına su gitmesi için oynatmak lazımdır. Sual: Evli olan karı-kocanın abdest ve namazda birbirine yardım etmesi gerekir mi? Cevap: Karı-koca birbirlerinin abdest ve namazlarına yardım etmeye mecbur değil iseler de, erkeğin hanımından yardım istemesi lazımdır. Sual: İbrikle abdest alan bir kimseye, bir başkasının kendi isteği ile abdest suyu dökmesinin mahzuru olur mu? Cevap: Bu konuda İbni Âbidînde deniyor ki: “Sağlam insanın abdest uzuvlarını başkasının yıkaması, mesh etmesi mekruhtur. Buna başkasının abdest suyu getirmesi ve kendisi yıkarken başkasının su dökmesi caizdir.&rdquo […]

  • Abdestli durmanın fazileti
    on 13/07/2019 at 21:00

    Sual: Abdestli durmanın fazileti nedir? CEVAP Abdestli bulunmanın fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Abdestli bulunan oruç tutan gibidir.) [Deylemi] (Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban] (Abdest alanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Taberani] (Can alıcı melek gelince, abdestli olan, şehitlik mertebesine kavuşur.) [Taberani] (Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim] (Abdest için yüzünü yıkayınca günahların kirpiklerinden dökülür. Ellerini yıkayınca el tırnaklarından, başını mesh edince başından, ayaklarını yıkayınca ayak tırnaklarından günahların dökülür. Namazın sevabı yanına kalır.) [Ramuz] Abdest alanın bütün küçük günahları affolur. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. (İ. Ahlakı) Namaz kıldıktan sonra tekrar abdest almak sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Abdestli iken abdest alana on sevab verilir.) [İbni Mace] (Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.) [İ. Gazali] (Meşakkat olmasaydı, her namaz için abdest almayı emrederdim.) [İ. Gazali] (Abdestini tazeleyenin imanı tazelenmiş [parlamış] olur.) [İ. Gazali] (Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekât namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekât namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a] (Abdest alınan suyun artanından içmek 70 türlü derde devadır. Bunun en aşağısı hem [sıkıntı, keder]dir.) [Deylemi] (Abdestten sonra Kadir suresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Halebi] (Abdestten sonra Kadir suresini okuyan sıddıklardan, 2 defa okuyan şehitlerden yazılır. 3 defa okuyan, Peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi] (Abdest alıp, iki rekât namaz kılan, Cennete girmeye layık olur.) [Halebi] (Abdest alıp, 2 rekât namaz kılanın günahları affolur.) [Buhari] (Güzelce abdest alanın, iki namaz [kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti] arasındaki günahlarının hepsi affolur.) [Buhari] (Abdestten sonra, on defa salevat-ı şerife getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali] (Ancak [kâmil] mümin, devamlı abdestli durabilir.) [İbni Mace] Abdestli olmaya devam edene, Allahü teâlâ şunları ihsan eder: 1- Melekler onun yanından ayrılmaz. 2- Devamlı sevab yazarlar. 3- Bütün azaları tesbih eder. 4- Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur. 5- Sekerat-ı mevti kolaylaşır. 6- Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur. 7- İftitah tekbirini kaçırmaz. Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki: (Ya Musa, sana bir musibet gelince abdestsiz isen, kusuru kendinde bul!) [Şir’a] Evliya-i kiram, her zaman abdestli durabilmek için, az yiyip az içerlerdi. İmam-ı Malik hazretleri, üç günde bir yemek yerdi. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlânın huzurunda sık sık helaya gidip gelmekten utanıyorum) buyurdu. (Envar-ül-Kudsiyye) Yatağa abdestli girmenin fazileti de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder.) [Hâkim] (Abdestli yatıp Allahü teâlâyı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü teâlâyı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder.) [İbni Hibban] (Abdestli yatan, gece ibadet eden, gündüz oruç tutan gibidir.) [Deylemi] (Abdestli yatan, gece vefat ederse şehit olur.) [İbni Sünni] Abdestsiz durmak günah mı? Sual: Bir hadiste, abdesti bozulunca abdest almayanın ve abdest alıp da namaz kılmayanın Allahü teâlâya cefa etmiş olacağı bildiriliyor. Her zaman abdestli mi durmak, abdest alınca da illa namaz kılmak mı gerekiyor? CEVAP Biz, hadis-i şeriflerden hüküm çıkaramayız. Mezhebimizin hükmüne bakarız. Abdestsiz gezmek ve abdest alınca bir namaz kılmamak günah değildir. Abdesti bozulunca tekrar abdest almak ve mekruh vakit değilse, o abdestle iki rekât Sübha yani abdeste şükür namazı kılmak müstehabdır. […]

  • Ahlak ilmini öğrenmek ve güzel ahlak
    on 03/03/2019 at 21:00

    Sual: Dinin emir ve yasaklarını öğrenmek lazım olduğu gibi, iyi ve kötü huyları da öğrenmek ve hayatımıza geçirmek, dinin emri midir? Cevap: Konu ile alakalı olarak Kimyâ-i se'âdet kitabında deniyor ki: “Kalbe ait bilgileri, yani ahlak ilmini öğrenmek, her Müslüman erkek ve kadına farz-ı ayndır. Mesela Hıkd yani kin bağlamak, Haset başkasında bulunan nimetin onda olmayıp, kendinde olmasını istemek, Kibir kendini büyük bilmek, üstün görmek, Suizan etmek iyi insanı fena, kötü bilmek gibi şeylerin haram olduğunu öğrenmek, her mümine farz-ı ayndır. Bir kimsede bulunan nimetin, onda olduğu gibi, kendisinde de olmasını istemek haset değildir, buna Gıpta etmek, imrenmek denir ki sevaptır. Kibirli olana karşı kendini büyük göstermek, kibir olmaz, sadaka vermek gibi sevap olur.” Görülüyor ki, imanı, yani Ehl-i sünnet itikadını kısaca öğrendikten sonra, iyi ve kötü huyları öğrenmek de, farz-ı ayndır, her Müslümanın öğrenmesi lazımdır. Abdesti, guslü, namazı, orucu ve haramları da, her Müslümanın öğrenmesi farz-ı ayndır. Cenaze namazını, ölüye hizmeti, sanat ve ticaret bilgilerini, bugünün silahlarını yapmak ve kullanmak için, fen bilgilerini iyi öğrenmek farz-ı kifâyedir. Yani lazım olan kimselerin öğrenmesi farz olup, başkalarına farz olmaz. Fakat, lüzumu kadar kimse öğrenmezse, bütün Müslümanlar, büyük günaha girer. Doktor olacak kimsenin lise ve tıp fakültesinde okuması farz olup, mühendis olacak kimsenin tıp fakültesinde okuması farz değildir. İbni Âbidîn hazretleri, Dürr-ül-muhtâr şerhinde diyor ki: Ulûm-i nakliyyeden yani din bilgilerinden kendine lazım olanları öğrenmek farz-ı ayndır. Bundan fazlasını öğrenmek ve ulûm-i akliyyeden faydalı olanları öğrenmek farz-ı kifâyedir. Bir âyet ezberlemek, herkese farz-ı ayndır. Fatihayı ve üç âyet veya bir kısa sûre ezberlemek vaciptir. Kur’ân-ı kerimin hepsini ezberlemek farz-ı kifâyedir. Kendine lazım olmayan fıkıh bilgilerini öğrenmek, hafız olmaktan daha iyidir. Başkalarına öğretmek için ilim öğrenmek, kendi işlemesi için öğrenmekten daha sevaptır.” Sekiz ana kötü huy Sual: Din kitaplarında, iyi ve güzel huyların yanı sıra kötü huylardan da bahsedilmektedir. Bu kötü huyların esası, temeli nelerdir? Cevap: Bu konu, İslâm Ahlâkı kitabında şöyle açıklanmaktadır: “Dört esas iyi huya karşılık, sekiz ana kötü huy olur ki bunlar: 1- Cerbeze olup, hikmetin aşırı olmasına denir. Ahlakı ve işleri incelemek, anlamak kuvvetini, lüzumsuz yerlerde kullanmaktır. Hile yapmak, aldatmak, haram işleri neşretmek, yaymak gibi. Ruhun fen kuvvetini yani aklı, aşırı kullanmak cerbeze olmaz. Kötü olmaz. Din bilgilerini, fen bilgilerini ve matematiği ilerletmek için, ne kadar çok çalışır, inceler, araştırırsa, o kadar çok iyi olur. 2- Belâdet, eblehliktir. Aklı kullanmamaktır. Ahmaklık da denir. Kalın kafalılıktır. Öğrenmesi ve işlemesi, yapması kusurlu olur. İyiyi kötüden ayıramaz. 3- Tehevvürdür. Çabuk kızmak demektir. Şecaat, kahramanlık iyi huyunun aşırı olmasıdır. Akıllı tanınan kimselerin beğenmeyeceği işler yapmaya kalkışmaktır. Ruhunu veya bedenini boş yere yorar. 4- Cübndür. Korkaklık demektir. Şecaatin lüzumundan az olmasıdır. Korkmak caiz olmayan yerde korkaklık gösterir. 5- Fücûrdur. İffetin aşırı olmasıdır. Dünya lezzetlerine düşkün olur. İslâmiyetin ve aklın beğenmediği taşkınlıkları yapar. 6- İffetin az olmasıdır. Humud, yani miskinliktir. İslâmiyetin ve aklın izin verdiği arzularını bırakmaktır. Bedeni zayıflar, kuvveti gider, hasta olur, nesli tükenir. 7- Zulümdür. Adaletin sınırını aşmaktır. Başkasının hakkına tecavüz etmektir. Başkasının malına, canına, namusuna zarar verir. 8- Haysiyetsizliktir. Kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakaretleri kabul eder. Adaletin noksan olmasıdır. Adalette bütün iyilikler toplandığı gibi, zulümde de, kötülükler toplanmıştır.” Sual: İyi müslüman olmak için güzel ahlaklı olmak gerektiğini bildirdiniz. Güzel ahlaka nasıl sahip olunur? CEVAP Evet iyi bir müslüman olmak için güzel ahlaka sahip olmak, kötü ahlaktan uzak durmak gerekir. Ancak bununla dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Güzel ahlak, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. Kötü ahlak da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edepsiz olmak, kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi överken (Gerçekte sen büyük bir ahlak üzeresin) buyuruyor. (Kalem 4) İyi insan, iyi ahlaklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü huylardan kaçınmamızı emretmektedir. Güzel ahlaka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Nimete kavuşmuş olanlardan, tevazu gösterene ve kendini hep kusurlu bilene, helalden kazanıp, hayırlı yerde sarf edene, fıkıh bilgileri ile hikmeti [tasavvufu] birleştirene, helale harama dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası için yapana, huyu güzel olana, kimseye kötülük yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana müjdeler olsun.) [Taberani] Güzel sözler Ahlak hakkında İslam âlimleri buyuruyor ki: "Kötü ahlaklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur." "Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır." "Kötü ahlak, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlak, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar bile affa uğrar." "Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlakları sayesinde yükselmişlerdir." "Güzel ahlak güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir." "Güzel ahlak, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir." "Güzel ahlak, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır." "Güzel ahlak, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeye çalışmak demektir." "Güzel ahlak, Allah’tan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allah’tan bilmek, nimetlere şükür, belalara sabretmektir." "Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır." "Güzel ahlak, haramlardan kaçıp helali aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir." "Güzel ahlak, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine sabretmektir." Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalıdır. Hadis-i şerifte, Allah’a ve ahiret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhari) Başkasının kötü ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlaklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alametidir. Güzel ahlak, eziyetleri sineye çekmektir. Güzel ahlaklı olmanın alameti şunlardır İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsnü zan etmek, suizandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, güler yüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır. Güzel ahlaklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayadır. Hazret-i Hızır buyurdu ki: (Güler yüzlü ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! Lüzumsuz dolaşma, boş yere gülme, hiç kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, günahların için ağla!) Büyüklerden Ebu Osman El-Hayri’yi ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman kendine (Kusura bakma, çok insan geldi seni kabul edemeyeceğiz) dediler. Az gidince tekrar çağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemeyeceklerini bildirdiler. Böyle birkaç defa çağırıp geri döndürdükten sonra (Biz seni denemek için bunu yaptık. Gerçekten güzel ahlaklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu ki: (Bu ahlak o kadar güzel midir? Bir köpeği de çağırsanız gelir, kovsanız gider.) Ahlakı güzelleştirmek Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.) [Hakim] (Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim.) [Harâiti] (Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.) [Beyheki] (Güzel ahlak, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. Kötü ahlak ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.) [İ. Hibban] (Allahü teâlâ indinde kötü ahlaktan büyük günah yoktur. Çünkü, kötü ahlaklı bir günahtan tevbe edip kurtulursa, bir başka günaha düşer. Hiçbir vakit günahtan kurtulamaz.) [İsfehani] (Bir kimse tevbe ederse, tevbesini Allahü teâlâ kabul eder. Kötü ahlaklı kimsenin tevbesi makbul olmaz. Zira bir günahtan tevbe ederse kötü ahlakı sebebiyle, daha büyük günah işler.) [Taberani] (Güzel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Beyheki] (Din, güzel ahlaktır.) [Deylemi] (Müminlerin iman yönünden en faziletlisi ahlakça en iyi olanıdır.) [Tirmizi] (Şüphesiz güzel ahlak, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.) [Harâiti] (Bir müslüman güzel ahlakı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur.) [İ. Ahmed] (Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberani] (Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) [Müslim] (Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.) [Müslim] (En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.) [Buhari] (Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.) [Tirmizi] (Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse hayvan oraya koşar.) [Ebu Davud] (Cennete götüren sebeplerin başlıcası, Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır. Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca üzülmek, bu nimetlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) [Tirmizi] (İmanı en kuvvetli kişi, ahlakı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır.) [Tirmizi] (İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberani] (İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebiddünya] (Şu üç şey bulunan kimsenin imanı kâmildir: Herkesle iyi geçinen güzel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini örten hilm.) [Nesai] (Dünyada veya ahirette özür dilemek zorunda kalacağın söz ve hareketten uzak durmaya çalış!) [Hakim] (Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan müslüman Cennete girecektir.) [Tirmizi] (Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Size gönderdiğim İslam dininden razıyım, [bu dini kabul edip, bu dinin emir ve yasaklarına riayet edenlerden razı olur, onları severim.] Bu dinin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dininizin tamam olduğunu her gün, bu ikisi ile belli ediniz!) [Taberani] (Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günahları eritir, yok eder. Sirke balı bozup yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibadetleri bozup yok eder.) [Taberani] (Hak teâlâ yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez.) [Taberani] (Yumuşak olan, kızmayan müslümanın Cehenneme girmesi haramdır.) [Tirmizi] (Yavaş, yumuşak davranmak, Allahü teâlânın kuluna verdiği büyük bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Ya’la] (Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.) [İ. Hibban] (Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü teâlâ sever.) [İsfehani] (Güler yüzle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur.) [İ.E.dünya] Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, (Kızma, sinirlenme) buyurdu. Birkaç kere sordu, hepsine de (Kızma, sinirlenme) buyurdu. (Buhari) Sual: İyi insan olmak için ne yapmak gerekir? CEVAP İyi insan olmak için kâmil yani olgun müslüman olmak gerekir. Zaten müslüman, iyi insan demektir. Allah indinde mümin çok kıymetlidir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Müminler, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allah’ın âyetleri okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler, namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden [Allah’ın razı olduğu yerlere] harcarlar.) [Enfal 2-3] (Müminler, muhakkak kurtuluşa ermiştir. Namazlarını huşu içinde kılar, boş ve lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.) [Müminun 1-8] (Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirir, verdikleri sözü bozmaz, Rablerinin rızasını isteyip sabreder ve kötülüğü iyilikle savarlar.) [Rad 20-22] ([Müminler] büyük günahlardan ve hayasızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler.) [Şura 37,38] (İnanıp hayırlı iş işleyen [mümin]lerin kötülüklerini, and olsun, örteriz, onları yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırırız.) [Ankebut 7] (Allah onların [müminlerin] kötülüklerini örter, onlara işledikleri şeylerin en güzellerinin karşılığını verir.) [Zümer 35] (Allah, inanıp emirlerini yapan müminlere mağfiret ve büyük ecir vaad etmiştir.) [Feth 29] (Elbette müminler kardeştir.) [Hucurat 10] Müminlerle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyle: (Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.) [Buhari] (Mümin akıllı, basiretli, uyanıktır. Her işte Allah’ın rızasını gözetir. Acele etmez, ilim sahibidir, haramlardan kaçar.) [Deylemi] (Mümin, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.) [Taberani] (Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.) [Buhari] (Mümin ülfet eder [iyi geçinir], ülfet etmeyen ve ülfet edilmeyende hayır yoktur.) [Beyheki] (Müminin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.) [Deylemi] (Mümin lanet etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayasız olmaz.) [Hakim] (Mümin arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir.) [Beyheki] (Mümin, yumuşaktır, hafiftir. Munis bir deve gibi boyun eğer, "Ih" denince, yer sert olsa da çöker.) [Beyheki] (Mümin sert değildir. Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir.) [Deylemi] (Mümin geçim ehlidir. Arkadaşına rahatlık verir. Münafık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.) [Dare Kutni] (Halkın elindekine göz dikmemek, müminin alametlerindendir.) [Dare Kutni] (Komşusu kötülüğünden emin olmayan, mümin olamaz.) [Buhari] (Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın.) [Harâiti] Kime dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur, dünyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir hâl üzerindesin. Bunun tersi olursa kötü haldesin!) [Beyheki] Müslümanın vasıfları nelerdir Sual: Allah’tan korkan müslümanın vasıfları nelerdir? CEVAP Allah’tan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tevbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar. Kimsenin malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alışveriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiplerine, zalimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlak sahiplerine saygı gösterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir. Onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi çekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faydasız bir şey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek için ister. Riyakârlık, iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından kaçar. İşte, Allah’tan korkanlar milletine, ülkesine faydalı olur. Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, inananları şöyle tarif etmektedir: (Rahim olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevazu ile yürürler. Cahiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık ve selamet sizin üzerinize olsun gibi] güzel söz söyler, [büyük bir yumuşaklık gösterirler.] Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz kılarlar.] Onlar, “yâ Rabbi, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Cehennem azabı devamlıdır ve çok şiddetlidir. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler. Bir şey verdikleri zaman, israf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allah’a şerik koşmaz, Ondan başkasına yalvarmazlar. Allah’ın dokunulmasını haram ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi öldürmez, zina etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyamette azabı kat kat olur, orada zelil ve hakir olarak ebedi bırakılır. Ancak, Allah, tevbe eden ve doğru iman eden ve ibadet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah, af ve merhamet sahibidir. Tevbe edip, amel-i salih işleyen, Allahü teâlâya [tevbesi makbul ve Onun rızasına kavuşmuş olarak] döner. Onlar yalan yere şahitlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar, [dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar.]) [Furkan 63-73] İyi huylu olmanın ve bunu muhafazanın yolu Sual: İyi huylu olmak ve bunu muhafaza edebilmek için ne yapmalı? CEVAP İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren kitapları okumamalı, böyle radyo ve TVden sakınmalıdır. İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır için arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur. Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşa! Öleceğini hiç unutma) buyuruldu. Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmak ve münakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz ilim öğrenmelidir! İlim, ibadet içindir. Kıyamette işten, ibadetten sorulur, çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibadet de ihlas elde etmek içindir. (İslam Ahlakı) Sert mizaçlı olmak Sual: Haksızlık olunca dayanamıyorum. Çok sert mizaçlıyım. Sert mizaçlı olmak dinen kusur mudur? CEVAP Sert mizaçlı olmak kusur değildir. Ancak dine aykırı olarak sertlik yapmak kusurdur. Hazret-i Ömer’in sert mizacı övülmüş, takdir edilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İki melek var, biri sert, biri yumuşak mizaçlıdır. Bunlar, Cebrail ile Mikail’dir. Peygamberlerden biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar İbrahim ile Musa’dır. Benim de iki arkadaşımdan biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar, Ebu Bekir ile Ömer’dir.) [Taberani] Kâfirlere karşı da iyi huylu olmalı Sual: İslamiyet’in güzel ahlakını göstermek için, kâfirlere karşı da iyi huylu olmak ve onları incitmemek gerekmez mi? CEVAP Müslümanların kâfirlere karşı da iyi huylu olmaları, onları incitmemeleri gerekir. Böylece İslam dininin, iyi huylu olmayı, kardeşçe yaşamayı, çalışmayı emrettiği onlara da gösterilmiş olur. Böylece iyiliği seven insanlar, seve seve müslüman olurlar. Cihad etmek farzdır. Cihadı devlet topla, silahla yapacağı gibi, soğuk harp ile, propaganda, neşriyat ile de yapar. Her müslüman da, iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihad yapar. Çünkü cihad etmek, insanları müslüman yapmaya davet etmek demektir. Görülüyor ki, kâfirlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihad etmek oluyor. Cihad ise her müslümana gücü nispetinde farzdır. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak Sual: İyi bir müslüman olmak için Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak gerekiyormuş. Bu nasıl olur? CEVAP İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Bir kimse, bir zat ile konuşunca, eğer kalbinde, dünya sevgisi azalıp, Allahü teâlâya bağlılığı artarsa, onun keramet sahibi, evliyadan bir zat olduğu anlaşılır. Eğer böyle olmazsa, o zatın istidrac gösteren bir yalancı olduğu meydana çıkar. (Evliya olmak için Allahü teâlânın ahlakı ile ahlaklanmak gerek) buyurulmuştur. Yani Allahü teâlânın sıfatlarına uygun sıfatlar, evliyada hasıl olur. Fakat bu benzerlik sadece isimdedir. Yoksa sıfatların özelliğinde beraberlik olmaz. (Allahü teâlânın ahlakı ile ahlaklanın) emrini anlatırken Hace M. Parisa hazretleri, Tahkikat kitabında buyuruyor ki: "Allahü teâlânın bir sıfatı Basirdir. Yani Allahü teâlâ her şeyi görür. Bir kimsenin kalb gözü açılır, firaset ışığı ile, kendi ayıplarını ve başkalarının iyi huylarını görürse, yani başkalarını kendinden üstün görürse ve Allahü teâlânın her an gördüğünü göz önünde bulundurarak hep Onun beğendiği şeyleri yaparsa, bu sıfatla huylanmış olur. Allahü teâlânın bir sıfatı da Mümittir. Yani öldürücü demektir. Bir kimse, sünnetler yerine yerleşmiş olan bid'atleri yok ederse, bu sıfatla sıfatlanmış olur. Bütün sıfatlar, bunlar gibidir." Cahiller, bu ahlaklanmayı başka türlü anlamış ve yoldan çıkmıştır. Evliyanın ölüleri dirilteceğini, kaybolan şeyleri bileceğini sanmışlar, günaha girmişlerdir.) [Müj. Mekt. 107] Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settardır. Yani günahları örtücüdür. Müslüman da, din kardeşinin kusurunu örtmelidir. Allahü teâlâ Kerimdir. Rahimdir. Yani lütfu, ihsanı bol ve merhameti çoktur. Müslüman da, cömert ve merhametli olmalıdır! Allahü teâlâ, Gaffardır, yani kullarının günahlarını affedicidir. Müslümanlar da birbirlerinin kusurlarını affetmelidir! Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. Allahü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur'an-ı kerimde mealen, (Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) buyuruluyor. (Araf 199) Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Affedin ki, Allahü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani] (Allah için affedeni Allahü teâlâ yükseltir, aziz eder.) [Berika] (Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Ebiddünya] (Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn] (Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu. Allahü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu.) [Harâiti] (Allahü teâlâ, merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed] (Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed] Sual: En makbul amel nedir? CEVAP Peygamber efendimiz, en makbul amelin güzel ahlak olduğunu bildirmiş, (İman yönünden müminlerin en faziletlisi, ahlakı güzel olanlardır) buyurmuştur. (Hakim) Bir kimse Peygamber efendimizden nasihat istedi. Dedi ki: - Ya Resulallah bana öğüt ver! - Nerede olursa olsun Allah’tan kork! - Yine buyur ya Resulallah! - Her kötülüğün akabinde bir iyilik yap! İyilikler günahları giderir. - Yine buyur! - Herkesle güzel geçin! (Tirmizi) Oğlu, Lokman aleyhisselama sorar: - En iyi haslet nedir? - Dindar olmaktır. - Peki babacığım, bu haslet iki olursa? - Dindarlık ve mal sahibi olmak. - Üç olursa? - Dindarlık, mal ve haya. - Dört olursa? - Dindarlık, mal, haya ve güzel ahlak. - Beş olursa? - Dindarlık, mal, haya, güzel ahlak ve cömertliktir. - Altı olursa? - Oğlum bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allahü teâlânın dostudur, şeytandan uzaktır. Kur'an-ı kerimde ise mealen buyuruluyor ki: (Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır.) [Hücurat 13] Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, onun için güzel huyu, iyi bir asalettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Güzel huy gibi asalet, tedbirli olmak gibi akıllılık olmaz.) [İbni Mace] Güzel huylu kimse, insanların takdirini kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim] Sual: Güzel ahlaka sahip olmak için ne yapmak gerekir? CEVAP Güzel ahlaka sahip olmak için iyi ve kötü huyları bilmek gerekir. Ayrıca kendi kötü huylarını teşhis etmek gerekir. Bu teşhisi kendi yapar. Yahut bir âlimin, rehberin bildirmesi ile anlar. İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sadık olan dost onu tehlikelerden, korkulardan koruyan kimsedir. Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. Arkadaş ise, insanın ayıplarını pek görmez. Biri İbrahim Ethem hazretlerine, aybını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her halin bana güzel görünüyor. Aybını başkasına sor) dedi. Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin manası budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakını kimden öğrendin, dediklerinde, (Birinden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman’a, (Edebi kimden öğrendin) denince, (Edepsizden) dedi. Selef-i salihinin, Eshab-ı kiramın, evliyanın menkıbelerini okumak da, iyi huylu olmaya sebep olur. Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak gerekir. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması güçtür. Kötü şeyler nefse tatlı gelir. Çocukları ihmal etmeyelim Bugün, bütün hristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelir gelmez, buna bozuk dinlerinin icaplarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara, yahudiliği ve hristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar. Müslümanların imanlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hristiyan yapmak için, İslam ülkelerine paket paket kitap, broşür ve sinema filmleri gönderiyorlar. O halde müslümanlar, din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, bize emanet edilen çocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da, dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ahlakınızı güzelleştirin!) [İbni Lal] En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hiçbir zaman elma çekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını büyüterek, lüzumlu aşı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak yetiştirmek mümkündür. Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular yok edilemez, fakat terbiye edilebilir. Her şeyi, zıddı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan kendini zorla da olsa iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları âdet haline getirmelidir. Çocuk, işleri ve ahlakı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Bu esaslar dahilinde çocuklar yetiştirilirse dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Kıyamet günü, ana-baba, çocuğuna öğretmesi gereken ilimlerden mesul olacak, vazifesini yapmamış ise, yahut kusur etmiş ise cezaya çaptırılacaktır. Çocuklarını İslam terbiyesi üzerine yetiştirmeyenler, dünya ve ahiret felaketine maruz kalacaklardır. Ne mutlu çocuğunu İslam ahlakı ile yetiştirenlere. Güzel ahlaklı olmak Sual: Güzel ahlaklı olmak için, özet hâlinde birkaç prensip bildirilebilir mi? CEVAP İyi ve kötü huyları bilmek ve tatbik etmek gerekir. İslam Ahlakı kitabını okuyup, oradaki bilgilerle amel eden, güzel ahlaklı olur. Bu kitapta yazılı olan şu iki prensibi esas alan da güzel ahlaklı olur: 1- Düşmanlarımız, muhaliflerimiz, bizi çekemeyenler, hep ayıplarımızı araştırır. Onlardan kusurlarımızı öğrenip güzel ahlaka sahip olabiliriz. Biri, ahlakını düzeltmek için İbrahim Ethem hazretlerine, ayıbını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her hâlin bana güzel görünüyor. Ayıbını başkasına sor) dedi. 2- Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin, müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin mânâsı budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakı kimden öğrendiği sorulunca, (İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman’a, (Edebi kimden öğrendin?) denince, (Edepsizden) buyurdu. Yani birinin yaptığı hareket bizim hoşumuza gitmiyorsa, edepsizlik olarak görüyorsak, onu biz de yapmamalıyız. Biri bizim bir kusurumuzu söyleyince sevinmiyorsak, başkalarının da kusurlarını söylememeliyiz. Biri bizi tenkit edince hoşlanmıyorsak, biz de başkalarını tenkit etmemeliyiz. İnsan bu prensipleri uygularsa, güzel ahlaklı olur. O hâlde, bir söz söylerken, kendimizi karşımızdakinin yerine koymalıyız. Böyle bir söze tepkimiz ne olur diye düşünmeliyiz. Bunun da istisnaları çıkarsa da, azdır. Zaten istisna genel kaideyi bozmaz. Kötü huyu olan ne yapmalıdır? Sual: Kendinde kötü huy bulunan bir kimse, bunu gidermek, yok etmek için ne yapmalı, nasıl hareket etmelidir? Cevap: Kendinde kötü huy bulunan bir kimse, öncelikle bu kötü huya yakalanmasının sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak lazımdır. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması çok zordur. Zira kötü şeyler, nefse tatlı gelir. İnsanın, kötü bir şey yapınca, arkasından nefse güç gelen şeyleri yapmayı âdet edinmesi, faydalı bir ilaçtır. Mesela, “bir kötülük yaparsam, şu kadar sadaka vereceğim” veya “oruç tutacağım, gece namazları kılacağım” diye yemin etmelidir. Nefis, bu güç şeyleri yapmamak için, onlara sebep olan kötü âdetini yapmaz. Kötü ahlakın, huyların zararlarını okumak, işitmek de, faydalı bir ilaçtır. Kötü huyun zararlarını bildiren hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (İnsanların hiç çekinmeden, sıkılmadan yaptıkları günah, kötü huylu olmaktır.) (Her günahın tövbesi vardır. Kötü ahlakın tövbesi olmaz. İnsan, kötü huyunun tövbesini yapmayıp, daha kötüsünü yapar.) (Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi ahlak da, hataları eritir. Sirke balı bozduğu gibi, kötü ahlak, hayratı, hasenatı, iyilikleri mahveder.) Hakiki Müslüman demek Sual: İman edip, elinde geldiği kadar ibadetlerini yapan her Müslüman, hakiki Müslüman mıdır? Cevap: Hakiki Müslüman olmak demek, yalnız adete tabi olarak ibadet etmek değil, İslâmın emir ettiği güzel ahlakı edinerek, insanlık vazifelerini yaparak, ruhen de tertemiz olmak demektir. İbadet eden, fakat hileyi zeka eseri sayan, insanları aldatan, hatta bazen zararlı propagandalara aldanarak insan öldüren, ortalığı yakıp yıkan, yalan söyleyen bir kimse, Müslüman olduğunu söylese de, hakiki Müslüman değildir. Allahü teâlâ, Kur'ân-ı kerimde Furkân sûresinde, bir Müslümanın nasıl olması icap ettiğini beyan buyurmuş, açıkça bildirmiştir. Bunu tefsir etmek için, Ehl-i sünnet âlimleri fazlasıyla kitap yazmışlardır. Fakat biz, kendimizi halâ fena, kötü huylardan kurtaramıyor, Kur'ân-ı kerimde bildirildiği gibi çalışmıyor, Allahü teâlânın emirlerini yapmıyor, sözüne sadık olamıyor, sokaklarımızı pislik içinde bir harabeye çeviriyor, ruhen ve bedenen temizlenemiyoruz. Halbuki, elimizde bize bütün bu güzel şeyleri emir eden, ne yapmamız lazım geldiğini açık açık bildiren, Allahü teâlânın kelâmı Kur'ân-ı kerim, Peygamber efendimizin sözleri, emirleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin kitapları vardır. (Allahü teâlâ şükredenlerin mükafatını verecektir) buyuruluyor. Bunu Allahü teâlâ vadediyor. Burada şükretmek demek, Kur'ân-ı kerimin istediği gibi, tam Müslüman olmak demektir. Allahü teâlânın verdiği nimetleri, Onun emrine uygun olarak kullanmak demektir. Bugün dünyada bir milyardan fazla Müslüman olduğu bildirilmektedir. Dünyada her 4 kişiden biri Müslümandır. Eğer bu Müslümanlar, Allahü teâlânın emir ettiği gibi, ruhen ve bedenen tertemiz insanlar olur, birbirlerine kardeşçe bağlanır, çalışır, her sahada ilerlemeye başlarsa, Allahü teâlâ da, onlara mükafatını verecek, o zaman Müslümanlar, tıpkı orta çağda olduğu gibi, medeniyetin en önüne geçeceklerdir. Allahü teâlâ, bize bunu vadediyor. Allahü teâlâ, hiçbir zaman vadinden dönmez. Sual: Bir Müslümanın, kendi hatalarını, işlediği günahları düşünmesi ve bunları düzeltmesi gerekmez mi? Cevap: Herkes, kendi kusurlarını görmeli, Allahü teâlâya karşı yaptığı kabahatleri düşünmelidir. Allahü teâlânın, kendisine ceza vermekte acele etmediğini, rızkını kesmediğini bilmelidir. Ananın, babanın, dine uygun emirlerine itaat etmeli, dine uygun olmayanlara karşı gelmemeli, fitneye sebep olmamalıdır. Hakiki Müslüman böyle olur. […]

  • Akıntı abdesti bozar
    on 13/07/2019 at 21:00

    Sual: (Kadınların günlük akıntısı necis değildir, abdesti bozmaz. Eski âlimler, akıntının özelliğini bilmedikleri için, abdesti bozar demişlerse de, teknolojinin ilerlediği günümüzde, akıntının necis olmadığı tespit edilmiştir) denilmesi uygun mudur? Akıntının necis olup olmamasının teknolojiyle ne alakası var? Mesela idrar necis midir değil midir? Din ilmi bunu bilemez mi? İlla tahlil mi yaptırmak gerekir? Dinimiz, (Önden ve arkadan çıkan şeyler abdesti bozar) dememiş midir? İdrar yolundan çıkan sıvı nasıl temiz olur? Normal bir su bile çıksa kirlenmez mi? CEVAP Eski âlimleri kötülemenin teknolojiyle alakası yoktur. Bu, dinde reformcuların bir oyunudur. Fıkıh kitaplarında buyuruluyor ki: Hanefi mezhebinde yedi şey, abdesti bozar: Birincisi, önden ve arkadan çıkan şeyler abdesti bozar. Lavman aletinin ucu ve insan parmağı, arkadan sokup çıkarılınca, etrafı yaşsa bozar. Bir şeyin hepsi girip çıkarsa, abdesti de, orucu da bozar. (Halebî) Kadın, [memba suyu ile] vajinal lavaj yapınca, çıkan sıvı, abdesti bozar. (S. Ebediyye) Temiz olan memba suyu bile, içeride kirleniyor ki abdesti bozuyor. Öne veya arkaya sokulan parmak, ıslak çıkınca içeriden necis bir sıvı çıktığı için abdest bozuluyor. Türedilerin, (Eski âlimler bilmiyordu) diyerek, Resulullah’ın vârisleri olan âlimleri cahillikle suçlamaları, kıyamet alametlerindendir. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir: (Bu ümmetin son zamanlarında gelenleri, önceki âlimleri kötülediği zaman, ilmini gizleyen, Allah’ın indirdiği Kur’anı gizlemiş olur.) [İbni Mace, İbni Adiy, İbni Asakir] (Öyle bir zaman gelecek ki, sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacak.) [Asakir] (Din âlimi kalmayacak, din adamı yerine geçirilen cahiller, bilmeden fetva verecek, herkesi, doğru yoldan çıkarmaya çalışacak.) [Buhari] (Her asır, önceki asırdan daha bozuk olur. Böylece kıyamete kadar hep bozulur.) [Tezkire-i Kurtubi muhtasarı, Hadika] (Kıyamete yakın ilim azalır, cehalet artar.) [İbni Mace] Eski âlimlerimizi kötüleyen türedilere yazıklar olsun! […]

  • ŞİRK,ALLAH’I YETERLİ GÖRMEYENLERİN DİNİDİR.
    by FEDEN on 02/07/2019 at 12:21

    Şirk; düşüncede, inançta, ibadette, duada, yalvarmada, tevhid düşüncesinde (Hayır!Allah’tan başka ilah/Tanrı yoktur.) -,tevbede, rızıkta Allah ile beraber veya ayrı olarak Allah dışındaki bir varlığı, Allah’a ortak koşmaktır. Tanrılaştırma, putlaştırma, ilahlaştırma.. Gerçekte ilah olmayan nesneleri, objeleri... […]

  • Ünlü Bilim İnsanlarının Tanrı, Din ve Evren Hakkındaki Sözleri 2
    by sasameyuki on 12/07/2019 at 15:42

    “Evren’in düzeni, güzelliği ve doğanın şaşırtıcı rastlantıları ile karşı karşıya kaldığınızda bilimden dine doğru bir adım atmaya teşvik olursunuz. Eminim pek çok fizikçi bunu yapmak ister, bunu itiraf edebilmelerini dilerim.” Tony Rothman (Fizikçi) “Yaşayan organizmaların... […]

  • Ünlü Bilim İnsanlarının Tanrı, Din ve Evren Hakkındaki Sözleri 1
    by sasameyuki on 12/07/2019 at 15:17

    “Bilgiyi cehaletten daha makbul gören Tanrı’nın yüce işlerini bilmek, O’nun bilgeliğini, ihtişamını ve gücünü kavramak, O’nun yasalarının muhteşem işleyişini takdir etmek muhakkak güzel ve kabul edilebilir bir ibadet biçimidir.” Kopernik (Astronom ve Matematikçi) “Matematik, Tanrı’nın... […]

  • Oruç Tutmanın Sağlığa Faydaları Var mı?
    by Dini Yazilar on 03/07/2019 at 15:51

    Orucun İnsan Sağlığı Üzerine Faydaları: Derleme Çalışması Bu çalışmanın amacı, orucun bireylere herhangi bir zararının olmadığının açıklanmasından ziyade, daha önceden yapılmış çalışmalar üzerine literatür araştırması yapılarak orucun insan sağlığı üzerindeki faydalarına değinmektir. Her yıl, milyonlarca... […]

  • Müslüman Düşünürlerden Seçme Sözler 2
    by sasameyuki on 12/07/2019 at 16:29

    “Kim Allah’tan başkasının da haram-helal koyduğuna veya koyabileceğine iman ederse şirk koşmuştur! Haram-helal koyma yetkisi sadece Allah’a aittir.” Mehmet Görmez “Dünyaya en önemli borçlarımızdan birisi İslam ile Müslümanların farkını anlatmaktır.” Caner Taslaman “Oysa düşünenler biliyor... […]

Author: admin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.